YİTİK İMPARATORLUĞU RESMETMEK

(64. Sayı - ANADOLU´NUN ERKEN HALKLARI )

Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED), "Yitik İmparatorluğu Resmetmek: İtalyan Merceğinden Anadolu´daki Bizans Sanatı, 1960–2000" sergisiyle İtalyan akademisyenler tarafından Anadolu´da yarım asırdır yürütülen Bizans araştırmalarının tarihine ışık tutuyor.

Koç Üniversitesi ANAMED ve Roma Sapienza Üniversitesi işbirliğiyle, Livia Bevilacqua ve Giovanni Gasbarri´nin küratörlüğünde hazırlanan "Yitik İmparatorluğu Resmetmek: İtalyan Merceğinden Anadolu´daki Bizans Sanatı, 1960–2000" adlı sergi, İtalyan araştırmacıların Anadolu´nun dört bir köşesinde Bizans İmparatorluğu´nun izlerini takip etmelerine ve kimi ilk kez araştırmalara konu edilmiş Bizans anıtları üzerine incelemelerine odaklanıyor.

 

Roma Sapienza Üniversitesi Bizans Sanatı Tarihi Dokümantasyon Merkezi´nde (Centro di Documentazione di Storia dell´Arte Bizantina–CDSAB) yer alan fotoğraf ve arşiv materyallerini Beyoğlu´ndaki ANAMED´e taşıyan sergide, Roma´dan Doğu´ya uzanan tarihi bir güzergâh izlenerek, yitik bir imparatorluğun parçaları yeniden keşfedilip, sanat tarihi çalışmaları ışığında bir araya getiriliyor. Sapienza Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü bünyesinde 1996 yılında kurulan CDSAB, 1960´lı yıllardan itibaren Doğu Akdeniz´de Sapienza ekibi tarafından yürütülen inceleme gezileri sırasında toplanan belgelere ev sahipliği yapıyor.

 

35 binin üzerinde görsel malzeme (basılı fotoğraf, slayt, negatif, harita, çizim, vb.) içeren ve coğrafi alanlara göre düzenlenmiş bir arşiv olan CDSAB´de İstanbul (4.600), Ermenistan (5.300), Türkiye, Suriye, İsrail, Ürdün ve Mısır´ı da kapsayacak şekilde Bizans Yakın Doğu´su (22.800) ile ilgili görsel belgeler ve bunlarla birlikte gravürlü el yazmalarına adanmış bir grup malzeme (2.400) yer alıyor. CDSAB´de, bu malzemenin yanı sıra araştırma faaliyetlerinde kullanılan yöntemlerin yeniden canlandırılması açısından gerekli olan mektup, not ve seyahat günlükleri gibi diğer metinsel belgeler de saklanıyor.

 

Hem fotoğraflanan Bizans anıtları açısından hem de kayıt altına alındıkları 20. yüzyılın ikinci yarısındaki İtalyan saha araştırmacılarının başarıları bakımından çok değerli bir tarihsel kaynak niteliğinde olan CDSAB arşivinden bir sergi oluşturma fikri ise, sergi küratörleri Livia Bevilacqua ve Giovanni Gasbarri´nin 3 yıl önce dokümantasyon merkezine yaptıkları bir ziyaret sırada ortaya çıktı. Küratörlerden Giovanni Gasbarri, sergi projesinin ANAMED´e sunulmasının ve onaylanmasının ardından, daha önceden yayımlanmamış olan arşivdeki belgeler arasından coğrafi bölgelere göre belirlenen dört ana başlık seçtiklerini ve bu bölgelere yapılan inceleme gezileri sırasında elde edilen görsel malzemeden bir seçki oluşturduklarını belirtti. Böylelikle 1960´lı yıllardan yakın zamana uzanan bu akademik araştırma serüveni, ANAMED işbirliği ile ilk kez bilim dünyası ve sanatseverler ile paylaşılmış oldu.

 

Arşivde İstanbul´dan çok sayıda görsel malzeme ve belgenin bulunduğunu ancak bunların başlı başına bir sergiye konu olacak kadar fazla olduğunu aktaran Bevilacqua, sergide Anadolu´nun Bizans Dönemine ait daha az bilinen ve daha az çalışılmış bölgelerine odaklandıklarını söyledi. İtalyan sanat tarihçilerinin, Anadolu´daki Bizans sanatı araştırmasına sağladığı katkıya genel bir bakış sunan sergide ziyaretçilere, yaklaşık 50 yıllık bir süre boyunca İtalyan araştırmacılar ve daha sonra öğrencileri tarafından devamlı olarak ziyaret edilen dört bölgede yer alan anıt ve eserlerden bazılarının ilk keşfediliş anları, zaman içinde uğradıkları dönüşüm ve tahribatlar gibi ilginç hikayeleri de inceleme fırsatı sunuluyor.

 

Sergide yer alan görsel malzeme incelendiğinde ortaya çıkan bir diğer ilginç hikaye ise, gezileri başlatan İtalyan araştırmacıların gördükleri anıt ve eserleri, kendilerinden önce bu bölgeleri ziyaret eden seyyah ve araştırmacıların çizim ve gravürlerinde gördükleri şekliyle fotoğraflamış olmaları. Daha sonraki yıllarda yapılan gezilerde de yine, aynı eserlerin tekrar tekrar aynı açıdan, aynı şekilde fotoğraflandıkları, böylelikle eserler üzerinde oluşan değişim ve tahribatların kolaylıkla tespit edilebildiği görülüyor.

 

Yaklaşık 50 yıla uzanan bu gezilerde ortaya çıkan görsel malzemenin içeriğinin de yıllar içinde bazı değişikliklere uğradığı, özellikle 1980´li yıllardan itibaren araştırmacıların, anıtların bulunduğu doğal çevreyi, yerel halkı, insanların yaşam alanlarını ve anıtlarla olan ilişkisini ve etkileşimini de fotoğraflamaya başladıkları görülüyor.

 

Sergiyle eş zamanlı olarak aynı başlıkla bir akademik yayın da İngilizce ve Türkçe olarak okurlarla buluştu. Editörlüğünü sergi küratörleri Livia Bevilacqua ve Giovanni Gasbarri´nin, çevirisini Yiğit Adam´ın üstlendiği kitap, Bevilacqua ve Gasbarri´nin yanı sıra, Alessandra Guiglia, Antonio Iacobini, Engin Akyürek, Claudia Barsanti, Andrea Paribeni, Enrico Zanini ve Lorenzo Riccardi´nin yazılarından oluşuyor. Araştırmacıların Anadolu´daki gezilerini konu alan kitabın ek bölümünde, birçoğu sergide yer alan fotoğrafa da yer veriyor.