URARTU´DA ÖLÜ GÖMME

(63. Sayı - ÖLÜM VE ÖTESİ)

Urartu’da mitoloji, din ve sosyal hayatı yansıtan yazılı belgelerin sayısı yok denecek kadar azdır. Dolayısıyla yazılı belgeler ölüm ve bununla ilişkin törenler hakkında da bilgi vermezler.

Ölüm ve etrafında şekillenen olayları anlamanın bir yolu da mezarlar ve bu mezarlarda bulunan bulgu ve buluntunun değerlendirilmesinden geçer. Mezarlar ve gömü gelenekleri kişilerin sosyal statüsünden ekonomik durumlarına, beslenme alışkanlıklarından hastalıklarına ve cinsiyetlerinden akrabalık ilişkilerine kadar birçok bilgiyi barındırır.

 

Doğu Anadolu Bölgesi’nde Urartu öncesinin karakteristik mezar tipi kurganlardır. Kurganlar, yer altına açılan, taş sandık türünden bir gömü alanının üzerinin taş veya toprak yığını ile örtülmesi ile oluşturulmuştur. MÖ 4. binyılın son yarısından itibaren Kafkaslarda ortaya çıkan bu mezar tipinin, Van-Urmiye boyalılarından hareketle en azından 2. binyılda Doğu Anadolu Bölgesi’nde kullanıldığını söyleyebiliriz. Genellikle tek bireyin hoker (dizler karna çekili halde) pozisyonunda gömüldüğü mezarlara ölü armağanı olarak boya bezemeli çanak çömlekler, tunç hançer ve iğneler bırakılmıştır.

 

Erken Demir Çağı ve Urartu dönemine gelindiğinde ise mezar tipolojisinde ve gömü geleneğinde bir farklılaşmaya gidildiği anlaşılır. Değişen devlet ve toplumsal yapının yeni beklentilerine, ihtiyaçlarına cevap verebilecek mezar tipleri ve gömü adetleri ortaya çıkmıştır. Aslında bu kültürel değişim Orta Demir Çağından başlayarak bütün Anadolu için geçerli olmuştur.

 

Yazı: Erkan Konyar

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi 63. sayısından ulaşabilir, okuyabilirsiniz.