TROYA SAVAŞI VE ARKEOLOJİ

Troya Savaşı’nın gerçek olup olmadığı sorunu antik dönemden beri tartışılagelmektedir. Kimileri anlatılanların hayal ürünü olduğunu ileri sürmüş, kimileri Homeros’un İlyada Destanı’nın gerçek bir savaşı yansıttığına inanmış, kimileri ise ‘tarihsel bir arka plan’ın varlığından söz etmiştir.

Bu tartışmalar özellikle, Schliemann’ın 1871 yılından itibaren kazı sonuçlarını yayınlanmasıyla daha da artmıştır. Schliemann ömrünün son dönemimde hatasını anlamış da olsa, ölümüne kadar yani 1890 yılına kadar gerçekleştirdiği kazılarda, Troya II dönemindeki “yanık kent”in Troya destanındaki kent olduğuna kesin olarak inanmıştır ve 1873’te bulup kaçırdığı hazineleri 1200 yıllık bir hata ile “Priamos’un Hazinesi” olarak adlandırmıştır.

 

Schliemann’ın mimarı ve halefi Wilhelm Dörpfeld ise 1894 yılında bitirdiği çalışmalarının sonuncunda daha önceki yıllarda ileri sürdüğü görüşünü (yani Schliemann’ın çok büyük bir yanılgıya kapıldığını) devam ettirmiş ve Troya Savaşı’nın Troya VI kentine denk düştüğünü iddia etmiştir. 1932-38 yılları arasında kazılar yapan Amerikalı Carl Blegen’in vardığı sonuç ise Troya VI’nın bir depremle yıkılmış olduğu, bu nedenle de Troya Savaşı için aranan kentin Troya VIIa olacağıdır. Blegen sonuç olarak şunlar söylemektedir: “Günümüzdeki bilgiler ışığında, herkesin kabul ettiği bir krallık altında toplanan Akhalar ya da Mikenler müttefikleri ile; Troya halkı ve müttefikleri arasında tarihsel bir Troya Savaşı’nın olduğu konusunda artık kuşkular ortadan kalkmıştır.”.

 

Yazı: Rüstem Aslan

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi 61. sayısından ulaşabilir, okuyabilirsiniz.