TOPRAĞIN OYUN HALİ

Arkeolojinin amacı geçmişte yaşayan insanı anlamaksa; bu amaç için, ileride yetişkin bir birey olacak ve yaşadığı topluma doğrudan etki edecek olan çocukların hayatını anlamaya çalışmak da büyük önem taşımaktadır. Bilindiği gibi tüm yaşamı etkileyen karakter çocukluk zamanında şekillenmeye başlar. Oyun, henüz kirlenmemiş zihinlerin en saf, en doğal halinden ortaya çıktığı için önemlidir bu nedenle. Her yaştan çocuğun, hatta bazen de büyüklerin hayal gücü, kendi oyun dünyasını yaratmasına ve kontrol etmesine yeter de artar bile.

Oyunların başrol oyuncusu oyuncaklar, günümüzde olduğu gibi Antik Çağda da çocuklar için hayatı anlamlandıran; çocukların hayal gücü ve zihinsel gelişimi için önemli unsurlar olarak karşımıza çıkar. Çocuklar yakınlarındaki yetişkin dünyasından aldıkları rol modelleri kendi hayal dünyalarında oyuncakları ile oynamaktaydılar ve bu nedenle de oyuncaklar onların en değerli eşyalarıydı. Aslında Antik Çağ çocuklarının oyuncakları, teknolojinin getirdiği bazı farklılıklar dışında bugünün oyuncaklarından çok az farklıdırlar. Bebekler ve minyatür mobilyalarla genellikle minik hanımlar; tekerlekli hayvanlar, oyuncak askerler ve minyatür arabalarla ise küçük beyler oynardı.

 

Antik Çağ oyunlarına ve oyuncaklarına dair bilgi dağarcığımızı antik kaynaklar, epigrafik ve arkeolojik veriler oluşturmaktadır. Platon, oyunu çocukların eğitiminin bir parçası olarak görürken; Aristoteles´e göre oyun, çocukların hayata hazırlanması için en iyi yoldur. Ayrıca Aristophanes, Plutarkhos gibi Antik Yunan ya da Suetonius, Ovidius Quintilianus gibi Romalı yazarların farklı içerikteki pek çok eserinde de oyunlara ve oyuncaklara dair anlatılara rastlarız.

 

Maharetli ellerin türlü biçimlerde şekillendirdiği kil, Antik Çağda ahşap, kumaş, deri, kemik ya da fildişinden yapılmış örnekleri haricinde, oyuncakların da başlıca hammaddesi olmuştur. Dayanıklılığıyla antik oyuncakların bizimle buluşmasına vesile olan pişmiş toprak, kuşkusuz kile istenilen biçimin kolaylıkla verilebilmesi nedeniyle tercih edilmişti. Oyuncaklar, dönemin atölyelerinde elle ya da kalıp ile biçimlendirilmekteydiler.

 

Oyuncakla İlk Tanışma: Çıngırak

Çıkarttığı melodik ses ile oyalayıcı, dikkati yöneltici ya da uykuya dalmaya yardımcı bir işlevle kullanılan, Yunanların KrÒtaloj ya da Romalıların crepitacula ya da crepundia olarak adlandırdıkları çıngırakların, Antik Çağda da bir bebeğin ilk tanıştığı oyuncak olduğu aşikardır. Pişmiş topraktan, örneğin ufak hayvan figürleri gibi birçok farklı formda biçimlendirilen örneklerin yanı sıra; çift işlevli olarak kullanılabilecek şekilde tasarlanan biberonların gövdelerinin içerisine ses çıkartması için tohumlar ya da küçük parçacıklar yerleştirilmekteydi. Çıngırakların ayrıca kötü ruhları kaçırmak için de kullanıldığı da bilinmektedir.

 

Oyuncak Bebekler 

Günümüzden retrospektif bir yaklaşımla bakacak olursak oyuncak bebekler Antik Çağda da kuşkusuz kız çocuklarının oyuncak koleksiyonlarının en değerli parçasıydı. Kimi zaman annesi, kimi zaman da kendi çocuğu olduğunu kabul ettiği bebekleri ile tek başlarına veya oyun arkadaşlarıyla birlikte, evlerindeki günlük yaşamı kendi hayal dünyasıyla birleştirerek oynarlardı.

 

Yunanların KÒrh, NÚmfh ya da Pl£ggonej ve Romalıların pupa olarak isimlendirdiği bebekler üzerine yapılan araştırmalar, öncelikle buluntu konteksti dikkate alınarak, rahatlıkla oynanabilecek boyutlarda, gerçekçi bir tasvirle biçimlendirilmiş ve tercihen hareketli kollara ve bacaklara sahip olanların oyuncak olarak tanımlandığını göstermektedir. 

 

Geç Geometrik Döneme tarihlendirilen pişmiş topraktan yapılmış çan biçimindeki bir gövdeye, gövdeye bitişik kollara ve gövde içerisine tutturulmuş hareketli bacaklara sahip bebekler genellikle Antik Yunan dünyasındaki oyuncak bebeklerin ilk örnekleri olarak kabul edilirler. MÖ 6. yüzyıldan itibaren ise giysili ya da çıplak olarak yapılmış bazıları omuzlardaki ve kalçalardaki deliklere tutturulan hareketli kol ve bacaklara sahip ayakta duran ve vücuda bitişik ya da hareketli kollara sahip oturan olmak üzere iki farklı tipte oyuncak bebekler bulunmaktaydı. Farklı kumaşlardan yapılmış giysilere, takılara, saç aksesuarlarına ve ayakkabılara sahip oldukları arkeolojik veriler ve antik kaynaklar aracılığıyla bilinen oyuncak bebeklerin göz, saç ve bazen de elbise gibi detayları ise boyanarak yapılmaktaydı.

 

Minyatür Eşyalar

Oyuncak bebekleriyle oynarken kurdukları küçük oyun dünyalarında çocuklara eş ve anne olunca üstlenecekleri sorumlulukların ve ev işlerinin keşfine katkıda bulunacak pişmiş topraktan küçük boy mutfak eşyaları, oyuncak tabaklar, masalar, sandalyeler eşlik ediyordu. Atina´daki bir mezarda arkalıklı bir koltukta oturan bir bebekle birlikte bulunmuş pişmiş topraktan yapılmış minyatür bir epinetron, bir lebes gamikos ve botlar, İtalya´daki Brescello´daki bir mezarda bulunan ya da Terracina´daki Venüs kutsal alanına adak eşyası olarak bırakılmış minyatür mobilyalar, bu küçük oyun dünyasının en güzel örnekleri olarak günümüze kadar korunagelmişlerdir. 

 

Antik Yunan´da çocuklar için anlam ifade eden minyatür bir başka eşya ise chouslardır. Anthesterion ayının (Şubat-Mart) 11.-13. günlerinde tanrı Dionysos onuruna yapılan Anthesteria bayramının ikinci gününde üç yaşına gelmiş çocuklar başlarına çelenk takarak bayrama katılırlar ve kendilerine üzerlerinde oyun oynayan çocukların tasvir edildiği minyatür oinochoeler olan chous hediye edilirdi. 

 

Tekerlekli Hayvanlar, Atlar, Arabalar 

Elde ya da kalıpta biçimlendirilerek yapılan, bazıları tekerlekli ve yine bazıları bir ip bağlanarak çekilebilen at, köpek, tavşan ve hatta maymun gibi küçük hayvan figürinleri, oyun arkadaşı olarak gerçek bir evcil hayvana sahip olamayan çocuklar için güzel bir alternatif olmalıydı. Ayrıca binicili ya da binicisiz atlar ve oyuncak askerler Antik Çağda özellikle erkek çocukları tarafından sevilerek oynanan oyuncaklardan olmuştur. Pişmiş topraktan yapılmış iple çekilerek oynanan minyatür atlı arabalar ebeveynlerinin kullandığı büyük boy yük arabaların küçük birer modeliydi. Arabalarla birlikte pişmiş topraktan oyuncakların arasında çok sık rastlamasa da gemi modelleri de bulunmaktaydı. 

 

Topaç, Yoyo ve diğerleri

İki yassı diski birleştiren ve aşağı-yukarı hareketi sağlayacak ipin sarıldığı silindirik bir bölümden oluşan, antik adı bilinmeyen, bugünkü adıyla yoyolar ve en yaygın kullanılan tipi üst kısmı düz, alt ucu sivri bitimli, silindirik gövdeli örnekleri olan topaçlar Antik Çağdan beri tüm dünya çocuklarının oyuncakları arasında yer almaktadır. Ele geçen örnekleri, topaçların yaprak motifleri, sarmaşık dalları veya hayvan motifleri ile bezeli olduğunu gösterir. Pişmiş topraktan, kimi zaman da kırık bir seramik parçasını yeniden biçimlendirilerek yapılmış bir diskin üstündeki iki delikten geçirilen ipin gerilip bırakılmasıyla oynanan, Yunanca metinlerde ‡ugx, Latince metinlerde ise iunx ismiyle rastladığımız bu oyuncak, çıkarttığı vızıltıya benzer sesten dolayı bugün vız-vız olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca tüm zamanların bir başka sevilen oyuncağı olan misketlerin pişmiş toprak örneklerinin varlığı da bilinmektedir. 

 

Çocuklar için ses çıkaran oyuncakların her zaman ayrı bir keyfi vardır. Pişmiş topraktan yapılmış hayvan biçimindeki düdüklerin çıkarttığı melodiler çocukların oyunlarına neşe katıyor olmalıydılar. 

 

Ostrakinda adı verilen oyunda erkek çocukların kullandığı kırık vazo parçaları da Antik Çağın pişmiş toprak oyuncak repertuarı içine rahatlıkla alınabilir. Bu oyun, Antik Çağ çocuklarının oyun oynamak için özellikle yapılmış bir oyuncağa ihtiyaçları olmadıklarının, herhangi bir nesneyi de kendi hayal dünyaları içinde bir oyuncağa dönüştürebildiklerinin de bir kanıtıdır.

 

YAZI ; Ayça GERÇEK

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi 65. sayısından ulaşabilir, okuyabilirsiniz.