PAMPHYLIA´DA BİR METROPOL: PERGE

Antalya’nın 18 kilometre doğusunda, Aksu ilçesi sınırlarında kalan Perge’nin prehistorik kimliği, Akropol’de ele geçen seramikler ışığında kısmen anlaşılabilmektedir. Geç Kalkolitik ve Erken Tunç Çağı örnekleri kentin bu dönemlerden itibaren iskan gördüğünü belgelemektedir. Kente ilişkin 2. bin yıl yazılı belgeleri Hattuşa’dan gelir.

1986’da Hattuşa’da bulunan, Hitit kralı IV. Tuthaliya dönemi metninde, Büyük Kral Tuthaliya, ülkesinin sınırlarını Tarhuntaşşa Kralı Kurunta’ya karşı kırmızı çizgilerle vermektedir. H. Otten’e göre anlaşma metninin son paragrafı şöyledir: “Saranduwa sahasından itibaren ise ona deniz sınırdır, Parha Kenti bölgesinden itibaren ise Kastaraya Irmağı sınırdır. Ve eğer Hatti kralı bunlara karşı sefere çıkarsa ve Parha Ülkesi’ni silahla ele geçirirse, keza bu (Parha) da Tarhuntaşşa Kralı’na ait olacaktır”. Şu hali ile Kastraja Irmağı, antik Kestros (Aksu) Çayı, Parha ise Perge’dir.

 

Perge’de yapılan kazı ve araştırmalar kentin farklı zamanlarda birbirinden bağımsız olarak parlak dönemler geçirdiğini ortaya koymuştur. Geç Klasik Dönemde, akropolden filizlenen kent, Hellenistik Dönemde şehri donatan görkemli kapılarıyla ve kuleleriyle ön plana çıkmaya başlamıştır. Büyük İskender, MÖ 334 yılında Phrygia’ya (Frigya) gitmeden önce Likya ve Pamphylia kıyılarını ele geçirmek istemiştir.

 

İskender’in Perge’ye gelişini Antik Dönem tarihçilerinden Flavius Arrianos, Aleksandrou Anabasis adlı eserinde şöyle aktarmaktadır: “İskender, Phaselis’ten ayrıldıktan sonra ordusunun bir kısmını eskiden geçilmesi çok güç olduğundan, Trakyalıların düzelttirdiği yolu kullanarak dağlardan Perge’ye göndermiştir. Kendisi de yanında bulunan birliklerle, kıyıdan ilerlemiştir”.

 

Bildiğimiz üzere Sillyon ve Aspendos gibi korunaklı Pamphylia şehirlerinin İskender’e karşı düşmanca tutum sergilemesine rağmen Pergeliler, şehrin savunma sisteminden yoksunluğunu göz önüne alarak diplomatik yollardan İskender’in hâkimiyetini kabul etmişlerdir.

 

Hellenistik Dönemde inşa edilen, Roma İmparatorluk Dönemi ve Geç Antik Dönemde onarım gören, kulelerle ve kapılarla desteklenmiş savunma sistemi, akropol surlarıyla birlikte Perge, savunma sistemine ilişkin dönemsel kurguyu ve değişiklikleri anlatmaktadır.

 

“Roma Barışı” olarak bilinen Pax Romana’nın uzun soluklu barış ve zenginlik ortamında Perge, bugün çoğu ayakta duran tiyatro, stadium, agora, anıtsal çeşmeler ve hamamlar gibi pek çok kamu yapısına sahip olmuştur.

 

Perge, tarih sahnesindeki son altın çağını, yeni döneme damgasını vuran ve Hıristiyanlığın etkisiyle gelişen dönemde yaşamıştır. MS 5. ve 6. yüzyıllarda kent, bir metropolitlik merkezi olmuş ve bu siyasi yükselişe bağlı olarak anıtsal bazilikalar inşa edilmiştir.

 

2012-2016 yılları arasında Perge’nin tarihsel-kültürel birikimini daha fazla tümlememizi sağlayan bulgular daha çok batı cadde, gymnasium, batı nekropolü ve güney bazilika kazılarından gelmiştir.

 

Perge kazılarında açığa çıkartılan ve tüm insanlığın ortak kültürel mirası olduğuna inandığımız taşınmaz kültür varlıklarının yerinde ve ivedilikle korunmasına yönelik olan çalışmalar bu yıl da itinayla devam etmiştir. Çağdaş restorasyon ilkelerinden hareketle, disiplinli ve deneyimli bir ekip tarafından yürütülen çalışmalar sırasında onlarca sütun ayağa kaldırılmıştır.

 

Bu arada kentin en önemli iki caddesinin kısmen kesişme noktasında, su kanalın üzerine bulunan ve Tetrapylon olarak bilinen, yerel karakterdeki kireçtaşından yapılmış ve dört ayaktan oluşan anıt, kısmen ayağa kaldırılarak ziyaretçilerin beğenisine sunulmuştur.

 

Yazı: Mustafa DEMİREL

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 56. sayısında bulabilirsiniz.

 

 

 

 

Diğerleri

  • ANDRIAKE

    Andriake bir kent değildir, Myra’nın liman mahallesidir. Arkeoloji...

  • SİDE

    Antalya vilayetinin doğu yarısı Antik Çağda “Pamphylia” olara...

  • DERİNLERDEN ANTALYA

    Dünyanın en güzel coğrafyalarından biri olan Antalya’nın arkeo...

  • ANTALYA / KALEİÇİ

    Milattan önce 4. yüzyıldan başlayarak günümüze kadar farklı k...