OYLUM HÖYÜK SERAMİK ESTETİĞİ

İnsanlığın Üst Paleolitik döneminden itibaren oluşan estetik anlayışı günümüzde şekil, biçim, tarz gibi farklı algıların sonuçlarıyla daha derin oluşumların içine girmiştir. Çeşitlilik arz eden bu algılar farklılaşan çevre koşulları, yaşam tarzları, dönemin kültürel getirileri ve daha birçok yeniliklerle birlikte sayısız ve sınırsız miktarda biçimler yaratmaktadır. Günümüz çizgisindeki bu konuların temeli, geçmiş ve günümüz insanlarının içerisinde bulunduğu durumları anlatmanın bir dışa vurumu olarak ortaya çıktığını düşünmeye yönlendirmektedir. Toplumların bulundukları çevre şartlarının oluşturulmasına olanak sağlayan yaşam alanları ve besin kaynaklarını resmetme arzusu belki de insanın varoluş sürecinde yaşadıkları korku, kaygı, acı ve mutluluk duydukları varlıkları betimleme isteği, sanata ilk adımlarını atmalarına neden olmuştur. Öyle ki yaşadıkları dönemde estetik kaygıdan ziyade av hayvanlarıyla ilişkisel süre.lerini, av anında yaşadıkları heyecan, korku, endişe, gerginlik ya da mutluluk gibi hisler sonucunda resmetme isteği üzerine yapılmış olan duvar resimleri, taşınılabilir heykelcikler, koruyucu süs eşyaları ve diğer buluntu toplulukları çevre etmenlerin etkisiyle oluşturulmuş içsel gerçekliğin birer dışavurumudur. Bu aşamada yapılan desenler, bezemeler, kazımalar ve diğer tüm dekoratif semboller yaşanılan duyusal durumun birer göstergesidir. Zaman içerisinde taşmaların ve durulmaların sanata, estetiği ustaca işlemede büyük katkıları olduğu arkeolojik kazılarda bulunan eserlerin gelişmiş el sanatlarının birer kanıtı olarak görülmektedir. Bu bağlamda seramik ustalarının (sanatçılarının) standart fabrikasyon kapların dışına çıkarak yalnızca çanak çömlek yaparak günlük yaşam için yeterli ürünler vermek gayesi dışında kile can verip motifler ekleyerek estetik bir güzellik yaratan zanaatçıların Oylum Höyük yerleşmesindeki örneklerinde neler ortaya koymuş olduklarını bir kez daha görmekteyiz.

 

Oylum Höyük, Kilis ili sınırları içerisinde, yüksek Anadolu platosunun bittiği ve Suriye düzlüklerinin başladığı verimli bir ovada yer almaktadır. Höyük 37 metreyi bulan yüksekliği ile içinde yer aldığı bölgenin en büyük höyük alanları arasındadır. Kilis ovasından doğan Akpınar deresi höyüğün batı eteklerinden geçerek Halep nehriyle birleşip Asi nehrine akar. 

 

Oylum Höyük, genel boyutları itibariyle ve bölgeler arasında yer alan stratejik konumu nedeniyle birçok araştırmacının dikkatini çekmiş, merkezin bölgede aranan önemli bir Tunç Çağı şehir yerleşmesi olabileceği düşünülmüştür. Kilis ve çevresinde yapılan yüzey araştırmaları, Oylum Höyük’ün içinde bulunduğu bölgenin en önemli yerleşim yerlerinden biri olduğunu ve MÖ 2. binyılda, çevresindeki uydu yerleşmelerle birlikte bölgesel bir merkez özelliği taşıdığını ortaya koymuştur.

 

Yazı: Ülkü Türkoğlu

  

Yazının Tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 71. Sayısından Ulaşabilirsiniz.