OLYMPOS

Likya Bölgesi’nin önemli yerleşimlerinden biri olan Olympos, yerleştiği topografya ile bütünleşen konumu nedeniyle dikkat çeken bir kenttir. Bölgenin kıyıya doğru uzanan dik yamaçlarının Akdeniz ile buluştuğu derin vadi içinde konumlanan Olympos’un ortasından akan Olympos Çayı kente karakter kazandıran önemli bir unsurdur. Buna bağlı olarak kentin içinde yer alan su kaynakları da Olympos’un kuruluşunda tüm bu unsurların bir arada düşünülerek planlandığını gösterir.

Akdeniz’e açılan Olympos’un önemli bir liman kenti olduğu ve kentin ortasından geçen Olympos Çayı’nın gemilerin girdiği liman kuruluşuna sahip olduğu günümüze ulaşan arkeolojik verilerden anlaşılmaktadır.

 

Yakın zamana kadar sıklıkla tartışılan kentin adı, son yıllarda yapılan epigrafik çalışmalar sonucu netleşmiş ve Olympos adı ile ilgili soru işaretleri giderilmiştir. Anadolu’da birden fazla dağ ve yerleşimin adında karşımıza çıkan Olympos, Likya Bölgesi’nde Tahtalı olarak da bilinen dağın ve onun kıyıdaki devamında kurulmuş olan kentin adıdır.

 

Olympos’un Likya Birlik sikkelerine dayalı olarak Hellenistik Dönemde ve olasılıkla bir Dor koloni kenti olarak kurulduğu düşünülmektedir. Günümüze kadar yapılan çalışmalarda, Likya Bölgesi’nin önemli bir kenti olduğu anlaşılan Olympos’ta Likya kültürüne ait herhangi bir ize ise rastlanmamıştır. Bu durumun tek istisnası kentin yakınında yer alan ve MÖ 4. yüzyıla tarihlenen Topal Gavur Mezarı’dır. Hellenistik Dönem izleri ise kent içindeki liman ve sur duvarı kalıntılarından izlenmektedir.

 

Likya Birliği’nin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri olan Olympos, Roma Döneminde önemli bir yerleşimdir. Kentin bu konumu MÖ 2. yüzyıldan 1. yüzyıla geçişte kesintiye uğrar. Bunun nedeni yerel bir bey olduğu düşünülen Zeniketes’in Roma İmparatorluğu’na karşı muhalif duruşudur. Roma egemenliğine direnişi “korsan” olarak tanımlanmasına yol açmış ve MÖ 77’de Servilius Vatia’nın seferi ile gücü kırılmıştır. Bu kesinti sonrası Olympos’un yeniden Likya Birliği’nin seçkin bir üyesi olması Roma İmparatorluk Döneminde gerçekleşir.

 

Roma kentlerinin Hıristiyanlaşması sürecinde oluşan değişim ve dönüşümün izlendiği bir yerleşim olması, Olympos’u önemli kılan bir diğer unsurdur. Kentin Bizans Döneminde, özellikle MS 5.-6. yüzyıllarda artan yapı faaliyetlerinin büyük ölçüde Roma kent dokusuna bağlı kalınarak oluşturulduğu; gerek güney gerekse kuzey kentteki ana aksların korunduğu izlenir.

 

Aynı dönemde kentin farklı yerlerine kiliselerin inşa edilmiş olduğu da izlenmektedir. Erken Bizans Döneminde yapılan güney kent yamaç yerleşiminde iki kilise, kuzey kentin batısında Olympos Çayı kenarında yer alan Nekropol Kilisesi bu yapılanmanın belli başlı örnekleri olarak karşımıza çıkar.

 

Günümüze kadar yapılan çalışmalar ve arkeolojik veriler kentin MS 7. yüzyıl sonrası terk edildiği izlenimini verir. Bundan sonraki süreçte kentte yerleşim olmaması ise ilgi çekicidir. 18. ve 19. yüzyıllar ile 20. Yüzyıl başlarında Yörükler tarafından kışlak olarak kullanıldığı yerel halk tarafından aktarılmaktadır.

 

Yazı: B. Yelda Olcay UÇKAN - Gökçen Kurtuluş ÖZTAŞKIN

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 56. sayısında bulabilirsiniz.