KADIKÖY HAYDARPAŞA

Kadıköy; topografyasının ve ikliminin insan yaşamına uygun olması, önemli kıtaların ve denizlerin bir boğaz ile birbirine bağlandığı stratejik bir bölgede bulunması nedeniyle tarihöncesi dönemden itibaren insanlar için yerleşim alanı olmuştur. Fikirtepe, Pendik ve Yenikapı arkeolojik alanları bugünkü kazı alanına yakın mesafelerde tespit edilmiş ve bilimsel olarak kazıları yapılmış tarihöncesi yerleşmelerdir. Bu arkeolojik alanlarda yürütülen bilimsel kazı çalışmaları sonucunda elde edilen bilgiler ile Kadıköy ve çevresinin tarihöncesi çağlardan itibaren yerleşim alanı olduğu somut olarak kanıtlanmıştır. Yakındoğu’da ortaya çıkan tarımın Avrupa’ya nasıl yayıldığının anlaşılabilmesini sağlayan bu araştırmalar, bölgenin ilk tarımcı köy toplulukları hakkında çok önemli bilgiler vermektedir. Haydarpaşa Gar sahası içerisinde devam eden arkeolojik kazı alanına oldukça yakın bir mesafede bulunan Fikirtepe Höyük’ün kültürünün tarihlendirilmesi konusu bir süre boyunca farklı değerlendirmelere konu olmuştur. Kazı yapıldığı tarihte söz konusu kültür için Troya öncesi Kalkolitik Çağ tarihlendirilmesi öngörülmüştü. Mehmet Özdoğan ise, Fikirtepe buluntularını çanak çömlek benzerlikleriyle Doğu Çatalhöyük sonu ve Hacılar başlangıcı arasına tarihlendirmiştir. Buluntular üzerinde yapılan radyo karbon tarihleme yöntemi sonuçlarına göre Fikirtepe’deki yerleşmenin MÖ 6.400 - 5.800 yıllarına dayandığı anlaşılmaktadır.

 

Neolitik Dönemden sonra yeterli bulgu ve bilginin mevcut olmadığı Kadıköy’de diğer dikkat çeken dönem ise Arkaik Dönemdir. Khalkedon, İstanbul Boğazı’nın Asya yakasında, iki koyun arasındaki burunda, MÖ 7. yüzyıl ortalarında, Megaralı kolonistler tarafından kurulmuştur.

 

Kalkhedon’un Megaralılar tarafından kurulduğu konusunda çoğu antik kaynak aynı görüşü paylaşmaktadır. Tarihçi Eusebios (MS 3. – 4. yüzyıl) Büyük Kolonizasyon Döneminde (MÖ 750 – 550), Megaralıların Marmara Denizi kıyılarında kurdukları ilk koloni olan Astakos’un (İzmit Körfezi), MÖ 711 yılında kurulduğunu söylemiştir. Kharon Lampsakios (MÖ 6. yüzyıl) ise Astakos’un, Kalkhedonlular tarafından kurulduğunu yazmıştır. Bu görüşe göre, Megaralıların Marmara Denizi kıyılarında kurdukları ilk koloni Kalkhedon olmalıdır.

 

Herodotos, Megabazos adında bir Perslinin, Byzantion’da bulunduğu sırada Kalkhedonluların kentlerini Byzantion’dan on yedi yıl önce kurduklarını öğrenince, Kalkhedonluların o zamanlar kör olmaları gerektiğini söylemiştir. Gözleri kör olmasaydı ellerinin altında bu kadar güzel bir yer dururken gidip o kadar da güzel olmayan bir yeri seçmeyeceklerini belirtmiştir. Antik kaynaklardan edinilen bilgiler ve ele geçen az sayıdaki arkeolojik veriden yola çıkarak, Kalkhedon’un kuzeyden akan Himeros (Ayrılık Suyu) ve güneydoğudan gelen Kalkhedon deresi (Kurbağalı Dere) ile çevrelenerek muhtemelen bugünkü Kadıköy çarşısını içine alacak şekilde kurulmuş olduğu varsayılabilir. Kalkhedon’da antik çağ kent planına uygun olarak tapınaklar, tiyatro, agora, limanlar ve sur gibi yapılar bulunmaktaydı.

 

Antik kaynaklarda Kalkhedon surlarına çok fazla değinmemişlerdir. MS 2. yüzyıl yazarı Polyainos, Kalkhedon’un surlarının dayanıklılığı sayesinde, I. Dareios’un kuşatmasına karşılık verebildiğini belirtmiştir. Polyainos’un sözlerinden, Kalkhedon kentinin MÖ 5. yüzyılda oldukça güçlü surlara sahip olduğu anlaşılmaktadır. 1975 yılında Osmanağa mahallesinde ortaya çıkan Hellenistik Dönem definesi, MÖ 3. yüzyılda Kalkhedon kenti sınırlarının bugünkü Bahariye caddesine kadar uzandığına işaret edebilir. Dionysios Byzantios, Kalkhedon’un her iki yanında kıstağa doğru girinti oluşturan yerlerde limanlar olduğuna değinmiştir. Bunlardan biri, daha önce değinildiği gibi bugünkü Haydarpaşa limanı, diğeri ise Kalamış Koyu’dur. Son yıllarda Kadıköy Kurbağalı dere civarında gerçekleştirilen küçük çaplı bir inşaat kazısında antik limanların varlığına ilişkin mimari kalıntılar da tespit edilmiştir. Kalkhedon’da Polyainos’un bahsettiği agora, MÖ 5. yüzyılda kentin ana merkezinde bulunuyor olmalıydı.

 

Kalkhedon’u sınırlayan sur duvarının, çıkan arkeolojik buluntulardan, bugünkü Yeldeğirmeni, Söğütlüçeşme’ve Altıyol aksında olduğu düşünüldüğünde, kentin topoğrafik yapısı göz önünde bulundurularak, Klasik Dönem agorasının bugünkü Kadıköy Çarşısı’nın bulunduğu yerde olduğu öngörülebilir. Khalkedon, Asya kıyısında küçük bir şehir olup, erken imparatorluk aileleri tarafından oldukça sevilen bir yerdi. Kaynaklardan burada bir imparatorluk sarayı olduğunu biliyoruz. Burada ayrıca, üç liman, bir sirk, bir tiyatro, bir hippodrom, bir imparatorluk sarayı olduğu bilinmekte ve bunların yanı sıra Aziz Georgios Kilisesi, Azize Euphemia Kilisesi, Azize Bassa, Marinakios, Mikhaelitzes ve Pylamis manastırlarının varlığından da söz edilmektedir. Kalkedon konsili veya Kadıköy konsili, 451 yılında Kalkedon’da yani bugünkü adıyla Kadıdköy ilçesindeki Azize Euphemia Kilisesi içinde toplanmıştır. Bu kilisenin yeri bugün tam olarak bilinmemektedir. Tarihçi Evagrius’un anlatımına göre kilise uzunlamasına atriumu olan bir bazilikadır. Tarihçi Mango’a göre bu bazilika Kadıköy’e 1,5 kilometre mesafede ve araziye hakim bir noktadadır, Janin’e göre bazilika Yeldeğirmeni sırtlarında olmalıdır. Eyice’ye göre ise bazilika Yeldeğirmeni Duatepe Sokağı çevresinde olmalıdır. Batı Ortodoksları, Roma Katolikleri ile birçok diğer Batı Hristiyanlarının 4. Ekümenik Konsili olarak kabul edilir. Konsilde Eutyches’in monofizitizm doktrini reddedilmiş ve İsa’nın hem tam anlamıyla insan hem de tam anlamıyla ilâh olduğu tanımlamasını yapan “Kalkedon Amentüsü” ortaya atılmıştır.

 

Kazı Çalışmaları

 

2018 Mayıs ayında başlanan Haydarpaşa CR3 Marmaray projesindeki kazı çalışmaları; üç müze uzmanı, on beş arkeolog, iki restoratör, bir fotoğrafçı, ortalama üç yüz elli işçi ile halen devam edilmektedir. 350 bin metrekarelik geniş bir alanda titizlikle sürdürülen kazı çalışmaları sonucunda şu ana kadar elde edilen veriler, İstanbul ve Kadıköy tarihine yeni bir ışık tutması açısından büyük bir öneme sahiptir.

 

Yazı: Rahmi ASAL

 

Yazının devamına Aktüel Arkeoloji Dergisinin 73. sayısından ulaşabilirsiniz.