HOMO NALEDİ’NİN BEYNİ İNSANA BENZER ÖZELLİKLER GÖSTERİYOR

Araştırmacılar, gizemli hominidin sosyal duygular ve iletişimle ilişkili nöral (sinirsel) özellikleri olduğunu iddia ediyor.

Nispeten küçük bir beyin büyük bir evrim etkisini bir araya getirebilir. İnsan türünde şaşırtıcı bir fosil türü olan Homo naledi’yi bir düşünün. Nisan ayında Amerikan Antropologlar Birliğinin yıllık toplantısında iki antropolog, Homo naledi’nin temel insani nöral özellikleri barındırdığını bildirdi.

 

Bu beyin özellikleri, bugünkü insan beyninin sağ ve sol taraflarında bulunan, broca bölgesini (konuşmayı üreten bölüm) kapsar. Sol kısım genellikle konuşma ve lisan ile ilişkilidir.

 

Bloomington’da yer alan İndiana Üniversitesinden Shawn Hurst yeni bulgularını sunarken şunları söyledi: “Homo naledi’nin beyninde sosyal duyguları ve gelişmiş iletişimin desteklendiği bir şekil değişimi ortaya çıktığı görünüyor. Lisanın dahil edilip edilmemesi konusunda emin değiliz. Beynin ön kısmında yer alan broca bölgesi; gurur, utanç ve utanma gibi sosyal duygularda katkıda bulunur.” Hurst sözlerine: “Eski Homo türlerinde grup içi etkileşim daha karmaşık hale geldiğinden, sosyal duyguları deneyimlemek ve sözlü iletişimi geliştirmek için nöral (sinirsel) kabiliyetin ortaya çıktığından şüpheleniyoruz.” diye devam etti.

 

Bilim insanları Homo naledi’nin Afrika’nın güney kısımlarında ne kadar zaman önce yaşadığını bilmiyor. Eğer diğer araştırmacıların, Homo naledi’nin 2 milyon ya da 900 bin yıl önce yaşamış olduğu varsayımı doğru kabul edilirse, insana benzer beyinlerin lisan ile ilişkisi şok edici olurdu. İnsanda ortaya çıkan dil yeteneğinin son birkaç yüz bin yılda ortaya çıktığı düşünülmekteydi.

 

Hurst, Homo naledi’nin keşfini gerçekleştiren, Jonannesburg’daki Witwatersrand Üniversitesinden antropolog Lee Berger liderliğindeki ekibin, önümüzdeki süreçte tahmini yaşı ve daha yeni fosil kalıntıları bulabileceklerini açıkladılar.

 

Columbia Üniversitesinden Hurst,  Ralph Holloway ve ekibi birkaç Homo naledi kafatasının iç yüzeyinde, endokast (beynin kafatası boşluğunda bıraktığı izlerden hareketle beynin yaklaşık şeklini anlamak için alınan kafatası boşluğu kalıbı) sanal biçimini oluşturmak için lazer ile tarama yaptılar. Bir endokast şekli üretimi, beyin yüzeyinin detayları kişi daha hayattayken kafatasının iç duvarları üzerinde izi ile şekillenir. Bu beyin baskı izleri her zaman çok net değildir, bu da onları nasıl yorumlamak gerektiği ile ilgili tartışmaları beraberinde getirir.

 

Hurst, Homo naledi kafatasının endokastından bugünkü insan beyninin broca bölgesinde olan, iki oluk izi saptadı. Homo naledi'nin beyin yüzeyi olukların birleştiği yeri büyük oranda örten kıvrım katlarına da sahipti. Benzer doku kıvrımları modern insandaki broca bölgesi yüzeyini de tipik olarak kaplar.

 

Hurst, modern insanlardaki ön beynin bu bölümünün genel şeklinin, en az 700 bin ile 1 milyon yıl öncesine ait maymunlar ve fosil kemiklerinden büyük ölçüde farklı olduğunu belirtti.

 

Holloway, Homo naledi’nin beyninin ön tarafına göre daha az derecede olmakla birlikte, beynin arka tarafındaki yüzey özelliklerine göre de insana benzediğini dile getirmiştir. Bu analizler için endokastlar diğer iki Homo naledi parçasından geldi.

 

Holloway, Homo naledi’nin beyninin arkasındaki belirli çıkıntıların ve diğer özelliklerin sol kısımda daha belirgin olduğunu söyledi.  Bugünkü insanlarda beynin sol tarafı kullanma eğilimi, sağ eli kullanma ile ilişkilidir.

 

Geçmişte, Holloway ve Tallahassee'deki Florida Eyalet Üniversitesiden antropolog Dean Falk, fosil endokastlardaki nöral özelliklerin beynin arka tarafındaki dokuda önemli bir kanal da dahil olmak üzere nasıl belirleneceği konusunda keskin bir şekilde karşı çıktı. Hurst ve Holloway’in sunumlarının ardından, Homo naledi beyninin belirttikleri gibi insana benzer özellikler taşıdığına dair şüphelerini belirtti.

 

Sunumdan kısa bir süre sonra , Hurst ve Falk  Homo naledi kafatası parçasındaki, beynin Broca bölgesinin sağlam izlerini gösteren ortaklaşa çalışmalardaki farkları tartıştı. Bir önemli konu haricinde, fosil türlerindeki nöral kurulum hakkında hem fikir oldular. Falk, “İki ön cephedeki broca bölgesinin benzediğinden kuşkuluyum.” dedi. Eğer o haklıysa Homo naledi, Hurst’ün önerdiğinden farklı olarak günümüz insanından daha az iletişim kuruyordu. Falk, yeni endokastları daha yakından incelemeyi ve diğer fosil endokastları ile karşılaştırmayı planlıyor.

 

Kaynak: https://www.sciencenews.org