HIRBE HELALE (HARABE HELALE) VE ĞURS VADİSİ

Afrika’dan Dünyaya Yayılırken Yolu Anadolu’dan Geçen Paleolitik Dönem Atalarımızın Mardin’deki İzleri

 

Homo cinsi ilk insanların yeryüzünde ilk kez Afrika’da ortaya çıktıktan sonra dünyaya ne zaman, nasıl, neden, nerelerden, kaç sefer ve hangi evrimsel aşamalarda yayıldığı, Arkeoloji, Paleontoloji, Paleoantropoloji, Antropoloji, Biyoloji ve Jeoloji gibi bilim dalları için hâlâ cevap aranılan çok önemli konulardır.

 

Anadolu Yarımadası’nın ve Trakya Bölgesi’nin, coğrafi konumları nedeniyle bu soruların cevaplandırılmasında, yani ilk insanların Paleolitik Dönemde Afrika’dan çıkıp aşamalı olarak tüm dünyaya yayılmalarını sağlayan ilk ve sonraki göçlerinin aydınlatılmasında merkezi bir konuma sahip olduğunu, özellikle hem eldeki tek tük birincil arkeolojik, jeolojik ve paleontolojik (insan, hayvan ve bitki fosilleri) verilerden iddia edebilir hem de temel dünya haritası ve coğrafyası bilgilerimizden tahmin edebiliriz. Anadolu’nun coğrafi konumu ve jeolojik yapısı, milyonlarca yıldır bazı hayvan türlerine ve binlerce, belki de birkaç milyon yıldır insanlara Afrika-Asya-Avrupa rotalı göçlerinde önemli bir geçiş yolu sunmaktadır. Bölgeler ve kıtalar arası bir köprü görevi gören bu işlek yolun ticari amaçlı kullanımı da göç amaçlı kullanımı gibi prehistorik dönemlere uzanacak kadar eskidir. Kısacası Türkiye, Paleolitik insanların göçlerini, göç yollarını, biyolojik, kültürel ve teknolojik gelişimlerini anlamamız açısından dünyadaki en umut veren potansiyel ülkelerden biridir. Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimiz güneyimizdeki Levant Bölgesi’nde bulunan en eski Alt, Orta ve Üst Paleolitik yerleşim yerlerine olan yakınlıkları nedeniyle çok büyük bir ihtimalle Afrika’dan yola çıkan atalarımıza göç yolunda Anadolu’da ilk kısa ve uzun süreli kamplarını kurup konaklamak için ev sahipliği yapmıştı. Bu bölgeler içinde Mardin, coğrafi konumu, güney- kuzey eksenli bir koridoru da içeren özgün jeolojik yapısı ve çevresel koşulları nedeniyle güneyden gelenler için Anadolu’ya açılan ilk kapılardan biridir. Bence bu nedenle Mardin, Afrika’dan ve Levant’tan gelen ve belki de aynı yoldan geri dönen Paleolitik insanların kalıntılarını aramak, Homo erectus’un Alt Paleolitik’teki ve Homo sapiens’in Üst Paleolitik’teki Afrika dışına olan göçlerinin izlerini aramak için öncelik verilmesi gereken, en fazla arkeolojik ve paleoantropolojik potansiyel taşıyan illerimizin başında gelir. Mardin ili, Merkez ilçesindeki Akbağ köyünde (şimdiki Akbağ Mahallesi’nde) Mardin Artuklu Üniversitesinin (MAÜ) inşaatı devam eden kampüsünde bulunan, yetkili kurumlar arasındaki tescille ilgili resmi kayıtlarda bazen Hırbe Helale bazen Harabe Helale olarak kayıt edilmiş ve aşağıda kısaca tanıtılacak olan arkeolojik sit alanından elde ettiğim ilk veriler bu konudaki varsayımlarımın bir kısmını ispatlamış ve bazı görüşlerimi desteklemiştir.

                                                  

Hırbe Helale tipik bir karst kenar ovası oluşumu olan Büyükdere- Yeşilli tektono-karstik depresyonunun batı bölümünde, Mardin ilinin yaklaşık olarak 5 km kuzeyinde, Akbağ köyü (Mahallesi) sınırları içinde, polye tabanında hum formunda yükselen kalıt tepelerin yamaçlarına kurulan MAÜ kampüsünde bulunmaktadır. Hâlâ inşaatı devam eden kampüsün üzerinde bulunduğu alan yaklaşık olarak 4.337 dönümdür. Sabri Karadoğan’ın tespitlerine göre çevredeki erozyona uğramış alçak tepeler prehistorik dönemlerde meşe ve mazı gibi ağaçlardan oluşan sık ormanlarla kaplıydı. Karadoğan bugün hâlâ yoğun çakmaktaşı yumrular barındıran dolomitlerden oluşan bu tepelerin çevresinde Paleolitik Dönemde oluşmuş, ince bir alüvyon örtüyle kaplı eski bir sığ göl (polye) tabanının varlığını tespit etmiştir. Anlaşıldığı kadarıyla bölgenin bu özellikleri Paleolitik ve daha sonraki prehistorik dönem insanlarına ideal bir yaşam alanı sunmuştur.

 

Mardin Merkez ilçesi sınırları içinde arkeolojik açıdan en zengin olan bölgelerden biri MAÜ’nün kampüsünün kurulduğu Akbağ köyüdür. Bölge halkı tarafından genellikle eski ismi olan Akres kullanılmaktadır. Eqres olarak da yazılıp telaffuz edilmektedir. Uzun süreli ve çok katmanlı kronolojisi, zengin arkeolojik ve tarihi kalıntıları köyün içinde bulunduğu bölgenin tıpkı bugün olduğu gibi prehistorik dönemlerde de çok ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Akbağ köyünde bulunan arkeolojik kalıntıların sınır komşuları olan Çağlar ve Haydar köylerine kadar yayılmış olması geçmişte bu bölgenin çok yoğun olarak iskân gördüğünün bir kanıtıdır. Paleolitik ve olasılıkla Neolitik dönem çakmaktaşları bu köylerde de çok geniş alanlarda yüzeyi kaplayacak şekilde yayılmıştır. Arkeoloji Bölümü’nün yukarıda bahsedilen araştırması ve Mardin Müzesinin Bizans ve İslami dönemlere ait nekropol alanındaki kurtarma kazısı ile bugünkü Akbağ köyünün, dolayısıyla Mardin’in tarihi hakkında önemli somut verilere ulaşılmıştır.

 

Yazı: Güner Coşkunsu

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 67. sayısından ulaşabilirsiniz.