HERITAGE İSTANBUL 2018’İN ARDINDAN

Türkiye’de Restorasyon, Arkeoloji ve Müzecilik teknolojilerini aynı çatı altında buluşturan tek fuar olan “HERITAGE İSTANBUL”, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve T.C. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğünün desteği ile TG EXPO tarafından Hilton İstanbul Convention & Exhibition Center’da 12-14 Nisan 2018 tarihlerinde gerçekleştirildi.

Kültürel miras alanındaki sektörel gelişmeleri, uluslararası standartları ve bakış açılarını 100’ün üzerinde firmanın katılımı ile buluşturan Heritage İstanbul’da bu yıl konferans ve panellerin yanı sıra, atölye çalışmaları ve miras sohbetleri de eş zamanlı olarak düzenlendi.

 

Müzecilik teknolojileri, restorasyon ve arkeoloji alanlarında uzman yerli ve yabancı çok değerli katılımcıların yer aldığı, 3 gün boyunca devam eden fuarda gerçekleştirilen konferans ve panellerde konuşmacılar kendi uzmanlık alanlarında edindikleri tecrübe ve bilgilerini paylaştı. Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak konferans katılımcılarına, hem Heritage İstanbul üzerine olan düşüncelerini sorduk hem de kendi uzmanlık alanları ile ilgili birkaç soru yönelttik. “Müzelerde Teknoloji: Zorluklar ve Bakış Açıları” temalı konuşmayı gerçekleştiren ICOM Gürcistan Başkanı Inga Karaia; yaptığı konuşmada “Antik Petra Kentinin Mimari Cephelerini ve GIS Sistemini” anlatan Cultural Technologies for Heritage and Conservation’ın başkanı ve aynı zamanda direktörü olarak görev alan Prof. Dr. Talal Akasheh ve “Restorasyon Teknolojilerinde Yeni Trendler” konulu bir konuşma yapan Assorestauro direktörü (İtalyan Mimari, Sanatsal ve Şehir Restorasyonu Birliği) ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

AA: Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Heritage İstanbul 2018 fuarını nasıl buldunuz? Fuara ilk kez mi katılıyorsunuz? Heritage İstanbul’da farklı ülkelerden uzmanlarla bağlantı kurma şansınız oldu mu?

 

Inga Karaia: Heritage İstanbul fuarına ilk kez katılıyorum. Müzecilik, arkeoloji ve restorasyon alanlarında çeşitli sunumların yer aldığı, günümüz teknolojilerinin paylaşıldığı Heritage İstanbul’un konferanslar ve etkinliklerle dolu mükemmel bir etkinlik olduğunu söyleyebilirim. Öncelikle, 2018 yılının bu en önemli sektör toplantısına beni davet eden, projenin yaratıcısı ve kurucusu Osman Murat Akan’a teşekkürlerimi sunarım. ICOM İngiltere Başkanı Tonya Nelson, KUMID başkanı Saadet Güner, Historium Brüge Başkanları Hans Vandamme ve Tim Powell ile yaptığı konuşmada kültürel miras alanındaki değerli deneyimlerini sunan Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’ın da aralarında bulunduğu farklı ülkelerden meslektaşlarımla bir araya gelmek ve tanışmaktan oldukça mutluluk duydum. Hilton İstanbul Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenen Heritage İstanbul 2018’in yalnızca kültürel miras alanında uzman kişileri bir araya getirmek değil, aynı zamanda kültürel mirasın konusunun yaygınlaştırılması açısından yeni teknolojilerin etkileyici şekilde tanıtıldığı restorasyon, arkeoloji ve müzecilik teknolojileri fuarının öneminin altını ayrıca çizmek isterim. 

 

AA: Gelişen teknoloji, müzeciliğe nasıl katkıda bulunuyor? Bu katkının olumlu ve olumsuz etkilerinden bahseder misiniz?

 

I. K.: Çağdaş teknolojiler müzeciliğin gelişimine önemli katkılar sağlıyor. Müzelerdeki etkinliklerin tüm alanlarında yer alan günümüz teknolojileri aynı zamanda toplum ile iletişimin sağlanması ve izleyiciye ulaşılması bakımından büyük öneme sahip. Örneğin yıllar önce müzeye yapılan bir ziyaret kulağa sıkıcı bir aktivite gibi gelse de bugünün müzeleri, ziyaretçilerine eserlerle bağlantı kurmayı ve tarihi hayata geçirmeyi teşvik eden etkileşimli ortamlar sunuyor. Sosyal, ulusal ya da dini tercihleri fark etmeksizin yer yaştan ziyaretçiler, çağdaş müzelerde ilgi çekici bir şey bulabiliyor. Üstelik teknoloji sayesinde, müzelerin web siteleri, sosyal medya hesapları ya da diğer mecralar ile birlikte gezecekleri müze ve eserler hakkında önceden bilgi sahibi olabiliyorlar. Ayrıca ziyaretçiler müzelerde kendi kişisel akıllı telefonlarını veya tabletlerini de kullanarak, daha etkin bir ziyaret gerçekleştirebiliyorlar.

 

Olumsuz etkilere gelince, teknolojinin yalnızca teknolojiyi kullanmak için değil, belirli sorunları çözmek için kullanılması gerektiğinin altını çizmek gerekir. Multimedya ve interaktif teknolojinin müze alanında tanıtılması günümüzde popüler hale gelen bir konu. Bu süreç, tüm gelişmekte olan endüstrilerin yanı sıra tartışmalı ve bazı zorlukların olduğu bir konudur. Burada sorulması gereken; müzelerin geleneksel anlamda teknolojiye ihtiyacı var mı sorusu olmalıdır? Bu sorunun farklı cevapları olabilir. Müzelerde teknoloji yalnızca ilgi çekmek için değil, teknolojiyi kullanarak dikkati eserlere çekmek, eserleri ziyaretçiye daha etkin biçimde anlatmak için kullanılmalıdır.

 

AA: Size göre ideal bir müze nasıl olmalıdır?

 

I.G.: Bu sorunun cevabı günümüzde müzecilik alanında halen tartışmalı bir konudur. Benim düşünceme göre ideal bir müze öncelikle hem ziyaretçiler hem de müze çalışanları için esnek ve konforlu bir mekan olmalıdır. Ayrıca, müzede sergilenen eserler yalnızca benzersiz objeler olarak değil, insanlığın, tarihin, iletişim ve gelişmenin bir göstergesi olarak kabul edilmelidir. Bu nedenle müze koleksiyonlarının korunması, sergilenmesi ve yorumlanmasının önemi ile birlikte müze ziyaretçilere ya da müze çalışanlarına uygun bir altyapı geliştirilerek tasarlanmalıdır.

 

 

AA: GIS sistemi nedir? Arkeolojik alanlarda GIS sisteminin kullanım alanlarından bahsedebilir misiniz?

 

Talal Akasheh: GIS bir coğrafi bilgi sistemidir. Bu sistemde, bir araştırma konusunda incelenen nesnelerin, örneğin bir bölgedeki ağaçlar veya bir arkeolojik alandaki anıtların pozisyonu ile ilgili bilgileri içeren bir veri tabanı mevcuttur. Örneğin trafik kirliliğinin bir orman üzerindeki etkileri ile ilgili bir araştırmada, ormandaki her ağacın adı, türü ve ne kadar sağlıklı olduğu bilgisi sistemde tanımlanacaktır. Petra örneğinde ise, anıtların mimari özellikleri ve her cephenin ya da anıtın üzerinde kimyasal, fiziksel ya da biyolojik etkilere bağlı olarak oluşan aşınmaları belgeledik. Veri tabanımızda ayrıca doğal ve insan kaynaklı bozulma ve aşınmalar da yer alıyor. Veri tabanı bir kere alanda derlendikten ve incelenen nesnelerin pozisyonları belirlendikten sonra, veriler GIS’e aktarılıyor. Bu aşamadan sonra, konumları veri tabanına eklenen cephelerin çeşitli özellikleri gibi bilgileri gösteren haritalar oluşturulabiliyor. Örneğin sadece fiziksel aşınmalara maruz kalan anıtsal yapılara ait bir harita veya sadece 2 sütunlu bir cepheye sahip yapılara ait bir harita oluşturulabiliyor. GIS, örneğin bir arkeolojik alandaki yapıların maruz kaldığı aşınmalar gibi birçok sorunun cevaplanmasına olanak sağlayan önemli bir istatistik aracıdır. Oluşturulan haritalarda, cephelerin alan içindeki konumlarını gösteren arazi konturları ya da 3-boyutlu görüntüler ile uydu görüntüleri de bulunuyor. GIS sistemi aynı zamanda ani su baskınlarının ortaya çıkma olasılığını ve bu olasılığın risk alanlarını ve arkeolojik öneme sahip alanların ne derece tehdit altında olduğunu ve bunları korumak için ne gibi önlemlerin alınabileceğini analiz etmek için de kullanılabilir.

 

AA: GIS kullanımı Petra antik kentinde yapılan çalışmalara ne gibi bir katkıda bulundu?

 

T. A.: GIS sistemini Petra antik kentinde kullanarak, anıtlar ve özellikleri hakkında çeşitli istatistiksel veri tespit edebildik. Cephelerin arazi içindeki konumunu gösteren bir harita üzerinde, kaya düşmesi gibi düşük risk olasılıkları ile aşınmalara bağlı tahribat risk alanlarını belirledik. Bu şekilde, yetkiliklerin dikkati en fazla risk taşıyan alanlara yönlendirilebildi. Bu anlamda GIS sistemi sadece bir belgeleme aracı olmayıp aynı zamanda bir yönetim aracıdır da diyebiliriz. Konservasyon girişimleri GIS kullanarak yönetilebilir. Alanda oluşabilecek riski azaltmak amacıyla ve aşırı yoğunluk nedeniyle oluşabilecek riskleri önlemek adına alanı kaç turistin gezdiğini, en yoğun ziyaret saatlerinde alandaki ziyaretçi sayısını belirlemek mümkün. Petra koruma planı oluşturulduğunda, yapılan çalışmalar arasında GIS sistemi en kullanışlı ve yararlı olan sistemdi.

 

AA: Restorasyon teknolojisindeki yeni akımlar (yenilikler) nelerdir?

 

Alessandro Zanini: İtalya’ya baktığımızda, restorasyon alanında kültürel geleneklerimize uygun olarak  gelişen bir yaklaşım ile karşı karşıyayız. Korumayı ön planda tutuyoruz, bunun ilk adımı ise üzerinde çalışacağımız eseri veya anıtı tanımak. Mümkün olabilecek en az müdahaleyi yapmamıza olanak veren teknolojik çözümleri ön planda tutuyoruz. Bu yaklaşım restorasyon aşaması için de geçerli. Dolayısıyla, gelişmiş müdahaleyi mümkün kılan fiziksel ve kimyasal teknikleri tercih ediyoruz. Assorestauro olarak hedefimiz dünyaya teknik bilgi ve yeni teknolojik gelişmeleri ihraç etmek.

 

AA: Dünya çapında sayısız sergi ve konferansa imza attınız. Heritage İstanbul 2018’i nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tür organizasyonlar dünya çapında uzmanların çalışmalarına nasıl katkıda bulunuyor?

 

A.Z.: Restorasyon son derece önemli bir sektör ancak aynı zamanda uzmanlık gerektiren bir alan. Bu nedenle bu iş ile ilgilenen tüm şirketlerin uluslararası organizasyonlara katılımı son derece önemli. Ayrıca tüm bu etkinlikler kapsamında yapılan konferans, toplantı ve çalıştaylar, çeşitli uzmanların ve yan uzmanlıkların birbirleri arasındaki bilgi alışverişi sağlaması, çözüm önerilerini paylaşması bakımından son derece faydalı.

 

Kültür mirası konusunda hizmet veren kamu ve özel sektör kuruluşlarına güncel sistemler, yöntemler, teknikler ve teknolojileri tanıtmak ve kullanılmasını sağlanması ile restorasyon, arkeoloji ve müzecilik alanlarındaki teknolojik değişim ve gelişmelerin belirlenip ilgili kurumlarla, fuar katılımcısı olan kuruluşların vizyonlarını genişletmeye yardımcı olmak ve arkeolog, restoratör, konservatör, mimar ve müzecilerin görüş ve isteklerini fuar katılımcısı kuruluşlara ileterek restorasyon, arkeoloji ve müzecilik sektörlerinde etkili yeni fikir ve teknolojilerin gelişimine olanak sağlamayı amaçlayan Heritage İstanbul 2018 fuarına katılımın yoğun olduğu gözlemlendi.