HARPUT İÇ KALE SAKİNLERİNİN GÖRSEL ESTETİĞE YAKLAŞIMI

 

 

Güzelliğin yapı taşını oluşturan estetik kavramı Yunanca duymak, algılamak anlamına gelen “aishetitos” ve “aisthanesthai” kelimelerinden türemiştir. Estetik kavramı güzelin algılanması ile yakın ilişkide olup, güzelin yapısını irdeleyen bir bilim dalı olarak kabul görmektedir. Bir başka deyişle estetik bize arzu ve haz veren şeylerin incelenmesi ile ilgilenir ve onlara iyi, kötü, güzel, çirkin gibi sıfatlar yükler. Güzellik kavramı estetiğin odak noktasını oluşturmaktadır. Gözümüzün gördüğü ve güzel olarak nitelendirdiğimiz her şey  aslında bir anlamda estetiktir. Ayrıca estetik, felsefenin ayrı ve bağımsız bir disiplin dalını oluşturmakta olup ilk kez A.G Baumgarten tarafından söz edilmiştir. Baumgarten’e göre estetik, güzelliğe yönelmiştir. Bu temel düşünce ile yola çıkılarak sonraki dönemlerde estetik olgusu daha da gelişmiş ve güzelliğin estetiği olmuştur. Alman filozof İmanuel Kant ise estetiği “insan deneyimindeki anlamlı ve birlikli öge” olarak tanımlar. Tarih boyunca “güzel” kavramı ile ilgili birçok farklı yorum yapılmıştır. Bu farklı yorum ve değerlendirmeler bize sadece güzel nasıl olmalı olarak yansımamış buna ek olarak dönemin estetik ve sanat açısından nasıl gelişeceğine de yön vermiştir.

 

Estetik kavramı insanın var olması ile başlamış, çağlar boyunca çeşitli dönemlerde  değişimlere uğrayarak günümüze kadar gelmiş ve devam etmektedir. Üst Paleolitik Dönem ile birlikte doğan sanat anlayışı, mağara resimleri, Venüs heykelcikleri ve gelişen yontma taş alet teknoloji ile ortaya çıkan takı boncukla kendini göstermeye başlamıştır. Yontma taş alet teknolojisi her ne kadar dönem için gelişmiş olsa da taşı ham hali ile küçücük bir boncuğa evrimlemek oldukça zahmetli ve uzun uğraş olmalıydı. Fakat Paleolitik Dönem insanı bu uğraşı gerek sosyal statü, dinsel- büyüsel olsun gerek güzellik ve estetik kavramlarına olan yaklaşımından ötürü terk etmemiş tam tersi geliştirerek ilerlemiştir. Bu durumun aynı zamanda sosyalleşmeye de yardım ettiği bir gerçektir.

 

Üst Paleolitik Dönemde deniz kabukları ile başlayan süs objeleri kültürü Anadolu’daki Paleolitik merkezlerde çok sık örneklerle görülmese de varlığı bilinmektedir. Epipaleotik Dönem ile giderek gelişen süs objeleri taş boncuklar olarak da görülmeye başlanmıştır. Erken Neolitik dönemlerde avcı toplayıcı bir yaşamdan yavaş yavaş yerleşik bir düzen benimseyen toplumlarda ufak da olsa hammadde ve teknik olarak farklılıklar görülmüştür. Anadolu Neolitiği için önem arz eden Körtiktepe’de bulunan basit boncuk formlarının bolluğu uzmanlaşmış bir üretim mantığının olduğunu göstermiştir. Anadolu’da Neolitik Dönem için önemli bir merkez olan Çatalhöyük’te bulunan obsidiyen aynada bir nevi güzel görünme çabası ile yapılmış ve Çatalhöyük sakininin estetik, güzellik, iyi görünme veya nasıl göründüğünü merak etme ihtiyacı ile olmuştur.

 

Yazı: İsmail Aytaç 

 

Yazının Tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 71. Sayısından Ulaşabilirsiniz.