GÖBEKLİ TEPE´DE SOSYAL HİYERARŞİ

Yukarı Mezopotamya’da Sosyal Karmaşıklığın İlk Adımları Dairesel yapıları çevreleyen küçük boyutlu dikilitaşlar, merkezde yer alan büyük boyutlu, merkez dikilitaşlara bakacak şekilde yerleştirilmiştir. Burada tasvir edilen toplantı her ne ise, birbiri ile eşit varlıklar arasında gerçekleşmediği kesindir.

Sosyal Farklılaşmanın Göstergeleri

Göbekli Tepe’deki anıtsal yapılar, çevredeki kireçtaşı düzlüklerinden kesilen megalitik bloklar ile inşa edilmiştir. Neolitik taş ocaklarının yerleri, çeşitli kalıntıların yanı sıra kalıntılar arasında bulunan yaklaşık 7 metre boyutlarında ve 20 metreküp hacmindeki bir tamamlanmamış T-biçimli dikilitaş sayesinde tespit edilmiştir. D Yapısında yer alan merkez dikilitaşlarının her birinin 10 metreküp ağırlığında, yapıyı çevreleyen dikilitaşların ise bundan yalnızca biraz daha hafif olduğunu düşündüğümüzde, bu taşları kesme, oyma ve taşımanın hiç de kolay bir iş olmadığını anlarız. Yapıların inşa sürecinin uzun bir döneme yayılmış olabileceği de ihtimaller arasında değerlendirildi ancak yapılar üzerinde yapılan incelemeler bunun söz konusu olmadığını gösterdi.

 

Diğer yandan, inşası tamamlanmış olan yapılarda zaman içerisinde yeniden düzenleme, onarım, küçültme veya dikilitaşların farklı yapılarda yeniden kullanımı gibi faaliyetlerin gerçekleştiğine ilişkin çok sayıda veri elde edildi. Elde edilen tüm veriler yapıların sürekli ve yoğun bir iş temposu içerisinde inşa edildiğini gösteriyor.

 

İnşaat faaliyetlerine birden fazla insan grubunun katıldığını gösteren çeşitli bulgular elde edildi. Bununla birlikte, farklı yapılarda yer alan imge serilerinin rastgele bir şekilde yerleştirilmediği, her yapıda belirli bir modelin izlediği görülmektedir. Örneğin, A yapısında yılan motifi hakimken, B yapısında sıklıkla tilki motifi kullanılmıştır. C yapısında çok sayıda yaban domuzu betimlemesi yer alır. D yapısında ise geniş bir çeşitlilik gösteren bezemelerde kuş ve yılan motifleri önemli bir role sahiptir. Dikilitaşlar üzerinde yer alan farklı hayvan türlerinin Göbekli Tepe’de görev yapan farklı klanlara ait totemler  olabileceği öne sürüldü. Bu varsayımın gelecek sezonlarda incelenecek bir araştırma konusu olduğunu düşünmekteyiz. Özetle, Göbekli Tepe’de aktif olarak faaliyete katılan kişilerin geniş insan gruplarından oluştuğunu söyleyebiliriz.

 

Planlama, organizasyon ve inşaat faaliyetlerinin koordinasyonu gibi işlerin yanı sıra, yapıların inşa edilmesi için gerekli iş gücünün tek bir insan grubu veya yerel bir avcı-toplayıcı grubunun üyelerinden çok daha fazlası olması gerektiği anlaşılıyor. Yapıları örtmek için kullanılan toprak dolgu incelendiğinde, Göbekli Tepe’de düzenlenen toplantıların karakteri hakkında önemli ipuçları elde edildi. Yapılan incelemelerde yapıları örten toprak dolgu içerisinde kireçtaşı molozu, kemik parçaları, taş eserlere ait parçalar ve çakmaktaşı yongalama ürünleri (araç-gereçler oldukça seyrektir) ele geçti. Toprak dolgunun bu homojen karakteri, yapıların neredeyse bir gömüye benzer biçimde doldurularak kapatıldığını gösteriyor. Yalnızca D Yapısını örtmek için kullanılan toprak dolgunun yaklaşık 500 metreküplük bir hacme sahip olduğu tespit edildi. Göbekli Tepe’de kalıcı bir yerleşim yerine dair izlerin bulunmayışı, burada toplanan insanların büyük ölçekli, ritüelleşmiş “iş şölenleri” için bir araya geldiği varsayımını güçlendiriyor.

 

Kazılarda ele geçen kemik kalıntıları, büyük miktarda yabani av hayvanının avlanarak burada tüketildiğini gösteriyor. Şölenlere katılmak ve kendi sırası geldiğinde büyük şölenler düzenlemek, etnografik olarak, nüfuz elde etmek, hiyerarşiler kurmak ve en nihayetinde diğerlerini etkisi altına almak amacıyla kullanıldığı bilinen bir yöntemdir. Bununla birlikte, Erken Neolitik Döneme ait arkeolojik verilervarasında sosyal eşitsizliğe işaret eden başka bulgular da mevcuttur. Göbekli Tepe’deki yapıların düzenine bakıldığında, yapıları inşaveden gruplar arasında hiyerarşi kavramının halihazırda var olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin dairesel yapıları çevreleyen küçük boyutlu dikilitaşlar, merkezde yer alan büyük boyutlu, merkez dikilitaşlara bakacak şekilde yerleştirilmiştir.

 

Burada tasvir edilen toplantı her ne ise, birbiri ile eşit varlıklar arasında gerçekleşmediği kesindir. Bir diğer farklılık da, antropomorfik olduğu açıkça belli olan ancak soyut biçimde tasvir edilmiş dikilitaşlar ile Urfa-Yeni Mahalle’de bulunan, son derece natüralist bir üsluba sahip Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem erkek heykeli betimlemesi arasında gözlenmektedir. Bilinen en eski natüralist üslupta, gerçek boyutlu insan heykeli olarak bilinen  “Urfa adamı” yüzü ile birlikte tasvir edilmiştir. Gözleri derin çukurlar içerisine gömülü siyah obsidiyen dilgi parçaları ile betimlenen heykelin ağzı yoktur. Heykel, boyun kısmında yer alan V-biçimli kolye dışında çıplaktır. Tam olarak anlaşılmamakla birlikte, heykelin elleri arasında erkeklik organı tuttuğu düşünülmektedir. Bacakları betimlenmeyen heykelin vücudunun alt kısmı, heykelin zemine yerleştirilmesine olanak veren koni biçiminde bir bağlantı ile sona erer. 

 

Göbekli Tepe’de, büyük olasılıkla “Urfa adamı”na benzer başka heykellerin parçası olan, kireçtaşından yapılmış, gerçek boyuta yakın çeşitli insan başı heykelleri bulunmuştur. Boyun kısmından bilinçli olarak kırılan heykel başlarının birçoğu, yapıların toprak dolgu ile örtülme süreci sırasında T-biçimli dikilitaşların yakınına yerleştirilmiştir. Heykel başlarının dikilitaşlar ile olan ilişkileri kesin olarak bilinmemekle birlikte, dikilitaşlar üzerinde betimlenmiş bu soyut varlıklara kıyasla bir başka hiyerarşik seviye veya sınıfı temsil ediyor olabilecekleri düşünülür. Tüm bunlar ruhsal alemde bir hiyerarşi konseptinin var olduğuna işaret etmektedir. Burada sorulması gereken asıl soru, gerçek hayatta da böyle bir hiyerarşik yapının olup olmadığıdır. Sosyal hiyerarşinin evrimine dair bir gösterge ve belki de bir önkoşul, mesleki uzmanlaşma ve işgücü dağılımıdır. Göbekli Tepe’de her ikisinin varlığı da bilinmektedir.

 

Dikilitaşlar üzerindeki kabartmalar ve ince işçilikle işlenmiş heykellerin deneyimsiz kişilerce yapıldığı düşünülemez. Modellerdeki tekbiçimlilik, stillerdeki uyum, işlemedeki kusursuzluk gibi özelliklerin hepsi, belirli motif ve teknik esaslarının uygulandığına ve bunların yalnızca eğitim ile öğrenilebileceğine işaret etmektedir. Monolit (yekpare) taşlar, büyük bir işgücü ile kısa bir süre içerisinde taşınmış ve dikilmiş olabilir ancak taşlar üzerindeki işçilik üst düzey bir uzmanlaşmaya işaret etmektedir.

 

Nüfusun bir bölümünün, en azından yılın belirli zamanlarında yiyecek işleme gibi faaliyetlerden muaf tutulduğu, ve bu kişilerin Göbekli Tepe’deki anıtsal yapıların inşası kapsamındaki eğitim ve yürütme faaliyetleri süresince nüfusun geri kalanı tarafından desteklendiği söylenebilir. Bu tür çalışma dönemlerinin yoğunluk ve süresini anlamak zordur, öte yandan bu tür faaliyetlerin etkisi kısa vadede topluluğun tamamını yeniden yapılandırmada belirleyici olmayabilir.

 

Yazı : Oliver DIETRICH, Jens NOTROFF

Yazının tamamı Aktüel Arkeoloji 58. sayısı ile uaşabilir, okuyabilirsiniz.