ESKİ HAYVAN VE İNSAN KEMİKLERİ ÜZERİNDEKİ KESİK İZLERİ İNSANLAR DEĞİL TİMSAHLAR TARAFINDAN YAPILMIŞ OLABİLİR

Yapılan yeni bir çalışma ilk insan atalarına ait fosil kemikler üzerindeki kazıma ve yiv izlerinin timsaha ait diş izleri ile neredeyse ayırt edilmeyecek derecede benzer olduğunu gösteriyor. Elde edilen yeni sonuçlar, eski insan türlerine ait kemikler üzerindeki kesik izlerinin taş aletlere ait olduğu yönünde sonuçlanan, 2010 yılında yapılan bir diğer çalışmanın da yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koydu.

George Washington Üniversitesinden paleoantropolog David Braun konu ile ilgili, kemiklerdeki kesik izlerinin arkeozooloji çalışanlar için tartışmalı bir konu olduğunu ve yanılıp yanılmadıklarını test edebilecekleri iyi bir sistem bulunmadığını belirtti.

 

Çalışmada incelenen kemik örnekleri Etiyopya’nın Afar Bölgesinde 3.9 ile 2.9 milyon yıl önce yaşayan Lucy adı verilen Australopithecus Afarensis ile aynı hominid türüne ait. 2010 yılında, Afar bölgesinde yer alan Dikika adlı alanda bulunan 3.4 milyon yıllık hayvan kemikleri üzerindeki kesik izlerini inceleyen bir grup antropolog, kemikler üzerindeki bu izlerin eski insan ataları tarafından taş aletler ile yapıldığını iddia etmişti. Bu iddia, Tanzanya’da yer alan Olduvai’de elde edilen 2.6 milyon yıl öncesine ait en eski taş alet kullanımı bulgularını yaklaşık 800.000 yıl geriye götürmüştü. Hayvan ısırık izlerinin U biçimli izler oluşturduğunu, keskin aletlerin ise yivlerin içinde doğrusal V biçimli karakteristik izler bıraktığını savunan araştırmacılar, örnekler üzerindeki kesik izlerini yakından inceleyerek bu iddiada bulunmuştu.  

 

Şimdi ise, Almanya'daki Tübingen Üniversitesinden Yonatan Sahle, Sireen El Zaatari ve Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesinden Tim White’tan oluşan bir grup paleoantropolog, yaptıkları yeni bir çalışma ile timsah dişlerinin memeli kemiklerinde, taş alet kesiklerinden ayırt edilemeyen V şekilli kesikler bırakabileceğini gösterdi.

 

İddialarını kanıtlamak için deneysel bir çalışma yapan ekip bir koyun gövdesini keskin taş aletlerle kesti ve kesik izlerinin aslında iki Australopithecus’a ait kol kemikleri üzerindeki izlerle-bir tanesi 4.2 milyon yıl önce ve diğeri 3.4 milyon yıl önce – ve Olduvai’de bulunan 2.5 milyon yıllık kemiklerle birlikte benzer olduğunu gösterdi. Araştırmacılar daha sonra bu izleri önceki deneylerden elde edilen, timsahların koyun kemikleri üzerinde bıraktığı izlerle karşılaştırdı. Araştırmacılar, tüm farklı kesikleri karşılaştırabilmek için yüksek güçlü bir mikroskop kullandı.

 

Araştırmacıların National Academy Of Science’da yayınlanan raporunda; çoğu durumda bu kesiklerin birbirinden ayırt edilemeyecek durumda olduğu belirtiliyor. Sahle: “Benzerlik çok çarpıcıdı. Bunun bir timsah dişi olup olmadığını anlamamızın hiçbir yolu yok.” dedi. Yazarlar birçok Australopithecus fosilinin milyonlarca yıl önce bataklıkların bulunduğu bölgede bulunduğunu ve fosilleşmiş hominid kemikleri ile beraber timsah kemiklerinin de bulunmuş olduğunu söylediler. Erken taş alet kullanımı için fosil kemikler üzerindeki kesik izlerinin birincil kanıt gösterilmesini şüpheli bir önerme olarak kabul ediyorlar.

 

Ancak diğer paleantropologlar, konunun timsah diş izleri ile taş alet izleri arasında bir seçim yapmaktan daha karmaşık olduğunu söylüyorlar. Madrid Complutense Üniversitesinden paleoantropolog Manuel Domínguez-Rodrigo, Dikika kemikleri üzerinde kendi yaptığı analizde kemiklerin yüzeyinde mikro aşınmalar olduğunu ve oluklardaki kesik izlerinin ne timsahlara ne de taş aletlere ait ancak izlerin hayvan çiğnemesi olduğunu ileri sürdü.  Rodrigo: “İzleri, sadece şekil ve çizgiler olarak incelemekle kalmayıp aynı zamanda diğer değişkenleri göz önüne aldığımızda %80 ila %90 bazı durumlarda %100 olarak ayırt edebiliriz.” dedi.

 

Braun, yanlış varsayımların bile bilimde ilerlemeye yardımcı olabileceğini belirtti. Paleoantropologlar, kesik izleri hakkında 20 yıl önce olduğundan çok daha fazlasını biliyorlar, çünkü araştırma Australopithecus hakkında cesur iddialara ışık tutuyor. Braun: “Bu şaşırtıcı teoriyi ilerletmek veya tamamen son vermek arasındaki gerilim, paleoantropolojinin ruhuna özgü bir mücadeledir.” dedi.

 

Kaynak: http://Kaynak: http://www.sciencemag.org