DOMUZTEPE HÖYÜĞÜ

Domuztepe Höyüğü´nde ele geçen "T" biçimli stilize insan biçimli amuletleri ve boya bezek olarak kapların üzerine uygulanmış "öykücü" tasvirler, Göbekli Tepe ve çağdaşı diğer Erken Neolitik toplulukların bölgeden çok uzaklaşmadığını, sadece yaşam biçimlerinde köklü değişimler olduğunu göstermektedir.

Kahramanmaraş il sınırları içinde yer alan Domuztepe Höyüğü, Ceyhan Nehri´nin önemli kollarından olan Aksu´nun birkaç kilometre güneyinde ve küçük yan kollarından Mizmilli Deresi´nin, akış yönüne göre, sağ kıyısında konumlanmaktadır. Kahramanmaraş´ın Pazarcık-Türkoğlu ilçelerinin idari sınırı höyüğün tam ortasından dikey geçmekte olup, höyüğün doğu kesimi Pazarcık, batı kesimi ise Türkoğlu sınırlarında kalmaktadır. Üzerindeki yabandomuzu yuvalarından dolayı yerel halk tarafından bu höyüğe Domuztepe adı verilmektedir.
 
Bir Geç Neolitik Dönem (MÖ 6.800-5.450) yerleşimi olan Domuztepe Höyüğü, 1993 yılından beri arkeoloji dünyasında tanınmaktadır. 1996-2012 yılları arası arasında Amerikan-İngiliz ortak projesi olarak kazıların yürütüldüğü yerleşimde, 2013 yılından bu yana Hacettepe Üniversitesine mensup bir ekip çalışmaları sürdürmektedir. Eski kazı heyetinin Operasyon I olarak adlandırdığı höyüğün güney yükseltisinde kazılara devam eden yeni heyet, daha önce hiç kazılmamış 150 metrekarelik bir alanda çalışmalara başlayıp, zaman içinde eski heyetin kazdığı alanı kapsayacak şekilde genişletmiştir. 2018 kazı sezonunda 450 metrekarelik bir genişliğe ve 2 metrelik derinliğe ulaşılmıştır. Böylelikle, eski heyetin "Ölüm Çukuru", "Kızıl Teras" ve "Hendek" olarak adlandırdığı ve "Ritüel Alanı" olarak yorumladığı bölümün bir kısmı yeni heyet tarafından kazılmıştır. 
 
Yeni kazı heyeti, eski heyetin "dikey" ve dar alanda "sondaj" nitelikli yürüttüğü kazı tekniği yerine, "yatay" ve "geniş alanda" çalışmayı tercih etmektedir. Farklı kazı yöntemi sayesinde, eski heyetin bazı tanım ve yorumlarını kontrol etme ve sorgulama imkânı ortaya çıkmıştır. 2016 ve 2017 kazılarında eski heyetin "Kızıl Teras" olarak yorumladığı bölümün gerçekte, kerpiç döşeme ve bazı binaların duvarları olduğu anlaşılmıştır. 2018 kazılarında ise eski heyetin "Hendek" olarak adlandırdığı bölüm hakkında önemli bilgilere ulaşılmıştır. Bu bölüm eski heyet tarafından ölümle ilgili ayinlerin ardından bazı eşyanın kırılıp içine atıldığı "özel" bir alan şeklinde yorumlanmıştı; oysa 2018 kazı sonuçları bunu pek doğrulamamaktadır. 
 
Eski heyetin "Hendek" olarak adlandırdığı ve üzerine yorumlar yaptığı bölümün gerçekte, binalar arasındaki meydan veya sokak olduğu; 2018 kazılarında gün ışığına çıkartılan pişirme amaçlı büyük ocağın ise ortak kullanıma açık olduğu saptanmıştır. Günümüzün Güneydoğu Anadolu Bölgesi´nin pek çok yerinde bu tür ortak kullanıma açık pişirme amaçlı ocakları evlerin arasındaki meydanlarda veya sokak aralarında görmek mümkündür. Bu tür ocakların etraflarının da kül, taş veya testi parçalarıyla çevrili oldukları görülebilmektedir. Eski heyetin "Hendek" veya "Kızıl Teras" şeklinde adlandırmaları yaparken çoğunlukla 5 metrekare, hatta bazı yerlerde 3 metrekarelik, sondajlara dayanarak bu türden sonuç ve yorumlara vardıkları anlaşılmaktadır. 2018 kazılarında bu alanda ele geçen çanak-çömlek ve diğer buluntular bir ayinle ilgili olmaktan çok, çöp niteliğindedir. Çanak-çömlek parçasının büyük çoğunluğu günlük kullanıma özgü ve pişirme amaçlı kaplara aittir. Rastgele atılmış çöp izlenimi veren ve büyük çoğunluğu yalın çanak-çömlek içinde üzeri boya bezekli parçalar da mevcuttur. Çanak-çömlek parçalarının içinde ele geçen obsidiyen, çakmaktaşı alet ve serpantin taş kap parçaları da yine çöp niteliğindedir. 
 
Domuztepe Höyüğü 2018 kazılarında gün ışığına çıkartılan boyalı çanak-çömlekler diğer gruplara nazaran yaklaşık %25 oran oluştururlar. Bunların içinde geometrik boya bezekler çoğunlukta olmakla birlikte, üzerinde belirli bir öykünün anlatıldığı örnekler de mevcuttur. Ele geçen parçaların çok küçük boyutlu olmalarından dolayı sahnenin tümü hakkında fikir sahibi olmak güçtür. Bununla birlikte, bazı hayvanların sıklıkla betimlendiği görülmektedir. Özellikle turna, leylek, turaç (yaban tavuğu) gibi kuşlar pek çok kez resmedilmiştir. Öte yandan, ölümle ilgili sahneler de dikkat çekmektedir. Geçmiş yıllardaki kazılarda bu tür ayinlerin resmedildiği kap parçaları ele geçmiştir. 2018 kazılarında boğa, ceylan, leopar ve yaban domuzu gibi hayvanların betimlendiği kap parçalarına rastlanmıştır. Domuztepe´nin hayvan betimleri çoğunlukla büyük veya orta boy çömlekler üzerine boya bezek şeklinde uygulanmaktadır. Böylelikle, önemli bir öykünün geniş bir sahne üzerinde anlatılması mümkün olmaktadır. 
 
Yakın Doğu´nun Geç Neolitik Döneminde kilden kap-kacakların üzerinde "öykücü" anlatımın yaygınlaştığı bilinen bir gerçektir. Mezopotamya´nın Geç Neolitik Döneminde önemli bir yer tutan ve arkeoloji dünyasında "Halaf" olarak bilinen çanak-çömlek, "öykücü" anlatımın yaygınlaştığı bir tür olarak kabul edilmektedir. Gerçekte, tasvir eserlerinde "öykücü" anlatım çok daha erken bir zaman diliminde ortaya çıkmaktadır. Üst Paleolitik Dönemde Güneydoğu Avrupa´nın mağara resimleriyle başlayan bu özellik, Erken Neolitik Dönemde Güneydoğu Anadolu´da dikilitaşlar veya klorit kaplar üzerinde karşımıza çıkmaktadır. Şanlıurfa´nın tanınan iki kazısı olan Nevali Çori ve Göbekli Tepe´de büyük boyutlu kireçtaşından dikilitaşları üzerinde çeşitli "öykücü" anlatımları görmek mümkündür. Görünen odur ki, Geç Neolitik Dönemde bu türden "öykücü" anlatım kilden çanak-çömleğin üzerine boya bezek olarak uygulanmaktadır. Göbekli Tepe´nin kireçtaşından dikilitaşları üzerine kabartma olarak yapılan bazı sahneler, Domuztepe´nin çanak-çömleği üzerinde boya bezek olarak görülmektedir. 
 
Buna ek olarak, Domuztepe Höyüğü 2018 kazılarında gün ışığına çıkartılan serpantin taşından üretilmiş olan "T" biçimli stilize insan biçimli bir amulet, Göbekli Tepe´ye atıfta bulunan bir başka buluntu durumundadır. Yaklaşık 5 santimetre büyüklüğündeki amulet sadece birkaç milimetre incelikte olup, aynı zamanda stilize insanın gözleri durumundaki iki küçük delik yardımıyla boyunda taşımaya uygun hale getirilmiştir. Sihir, tılsım gibi özellikleri bulunan ve arkeolojide "amulet" olarak adlandırılan bu türden nesnelerin işlevleri muhteliftir. Domuztepe´de eski heyet tarafından yürütülen kazılarda da benzerleri ele geçen bu türden amuletlerin yerleşimde yaygın olduğu anlaşılmaktadır.
 
Domuztepe Höyüğü´nün gerek "T" biçimli stilize insan biçimli amuletleri, gerekse boya bezek olarak kapların üzerine uygulanmış "öykücü" tasvirleri, geçmişin güçlü izlerine işaret etmektedir. Göbekli Tepe ve çağdaşı diğer Erken Neolitik toplulukların bölgeden çok uzaklaşmadığı, sadece yaşam biçimlerinde köklü değişimler olduğu anlaşılmaktadır. MÖ 11.000-10.000´lerde Toros Dağları´nın güney eteklerinde ilk Neolitik yaşamı başlatan topluluklar yaklaşık 6.000 yıl sonra (MÖ 5.450-5.000) henüz gerçek nedenini bilemediğimiz gerekçelerle güneye doğru hareket etmişlerdir. Birkaç bin yıl içinde Basra Körfezi´nin kuzeyinde, günümüzde Bağdat´ın güney kesimindeki düzlükte, Büyük Sumer uygarlığını yaratanların toplulukların Asya kökenli olduğu yaklaşık yüz yıl önce keşfedilmişti. Bugün, Güney Mezopotamya´nın ilk sakinlerinin kuzeyden geldikleri; içinde Domuztepe´nin de bulunduğu, Toros-Zagros eteklerindekindeki Güneydoğu Anadolu, Kuzey Suriye ve Kuzey Irak´taki Neolitik toplulukların zamanla buraya göç yoluyla ulaştıkları, konunun uzmanları tarafından artık güçlü kanıtlarla ileri sürülmektedir. Domuztepe Höyüğü, öncülü Göbekli Tepe ile ardılı Güney Mezopotamya´daki Ubeyd arasındaki halkayı temsil etmektedir. Yaklaşık 22 hektarlık bir genişliğe sahip bu Geç Neolitik yerleşimin barındırdığı potansiyel, gelecekte yürütülecek kazılarla pek çok soruya cevap verebilecek niteliktedir.
 
Yazı Dr. Halil TEKİN