DASKYLEİON’DA BİR İLK: KAYA MEZARLARI

Önemli stratejik konumu ile Phryg (Früg), Lyd (Lüd), Pers ve Eski Yunan kültürlerine ev sahipliği yapan Daskyleion, günümüz Balıkesir ili, Manyas Gölü kenarında yer alan çok kültürlü bir merkezdir.

Bugüne kadar yapılan araştırmalar, Ergili mahallesi sınırları içinde kalan ve Hisartepe olarak adlandırılan tepenin, İlkçağ kentinin akropolisi olduğunu ve bu alanın sur duvarlarıyla çevrelenerek kentte kullanım alanlarının ikiye ayrıldığını göstermektedir. İlkçağda Phryg, Lyd, Pers ve Yunan halklarından ileri gelenlerin kaldığı akropoliste gösterişli yaşam, bugün kazılarda ele geçen küçük buluntularda izlenmektedir. Surların dışında kalan alanda ise özellikle akropolisin doğu ve güney yönlerine konumlandırılmış, tümülüs mezarlar yer almaktadır. Kraliyet Nekropolisi olarak adlandırılan ve kentin ileri gelenleri için inşa edilmiş bu mezarlar, mimarileri ile olduğu kadar prestijli küçük buluntularıyla da dikkat çekicidir.

 

Kentte bugüne kadar yapılan kazılarda Tümülüs mezarlardan başka bir ölü gömme geleneğine rastlanmazken 2014 yılında akropolisin doğusunda yer alan kayalık alanda yeni bir mezar türü tespit edilmiştir. Defineciler tarafından açılmış bir çukurun fark edilmesi üzerine, Bandırma Müze Müdürlüğü ve Daskyleion kazı ekibi işbirliği içinde çalışmalara başlanmıştır. Kazı çalışmaları sonucunda, alanda anakayaya oyulmuş bir mezar ortaya çıkarılmıştır. Öte yandan alanda gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar, jeofizikçi Sebastian Gondet’in araştırmaları ile desteklenmiş ve kentte keşfedilen ilk kaya mezarının ardından ikinci bir kaya mezarı jeofizik yöntemlerle tespit edilmiştir. İlk kaya mezarının hemen doğusuna konumlandırılmış ve el değmeden günümüze kadar ulaşan ikinci kaya mezarındaki çalışmalar da aynı kazı sezonu içinde tamamlanmıştır. Daskyleion’da ortaya çıkartılan iki kaya mezarı, birçok açıdan birbiri ile ortak özellikler taşımaktadır. Mezarlar alanın topografik özellikleri kullanılarak ana kayaya oyulmuşlardır. Her iki yapıda da mezar odasına bir dromos (koridor) ile ulaşılmaktadır. Defineciler tarafından tahrip edilen ve girişi kentin akropolisini görecek biçimde konumlandırılmış olan ilk mezar, keşfedilen ikinci kaya mezarının prototipi biçimindedir. Öte yandan ilk mezarda, anakayaya oyulmuş yastıklı tek bir kline (sedir) yapılmıştır. İkinci kaya mezarı ilk örneğe göre daha büyük boyutlu olup yastıklı çift klineli bir aile mezarıdır. Her iki mezarda da kline ayakları aslanpençesi formunda oyulmuştur. İki mezar arasındaki ayırıcı özellik ise ikinci mezarın içinde kaya oygusu birer çift sunu masası ile ayakları toynak biçimli iskemlenin bulunmasıdır.

 

Aile mezarı özellikleri gösteren ancak iki klineden birinde herhangi bir iskelet kalıntısına rastlanmayan ikinci kaya mezarında, yapıya anıtsal bir görünüm kazandıran oldukça uzun bir dromos yer almaktadır. Bu dromosun ortasına açılmış bir kanal bulunmaktadır. Bu ka­nalın drenaj için mi, yoksa bir törenin parçası olarak mı açıldığı henüz bilin­memektedir. Mezar odasının yekpare mermer kapısından ele geçen kurşun kenet ise cenazenin mezara defni son­rasında mezarın bir daha açılmamak üzere mühürlendiğini göstermektedir.

 

Mezarların dış kısmında yapılan çalış­malar, yapıların üst örgüsünün kayaya oyulmuş üçgen alınlıklı birer çatıdan oluştuğunu göstermiştir. Daskyleion’da keşfedilen ve defineciler tarafından so­yulmuş ilk kaya mezarından ele geçen çok az sayıda buluntu, tarihlendirme için yetersiz kalmaktadır. Öte yandan ikinci mezarda, şans eseri günümüze kadar el değmeden korunmuş olan ölü hediyeleri, mezarı tarihlemede yardım­cıdır. Mezarın kuzeydoğu köşesinde yer alan iskelet üzerinden ve çevresinden ele geçen bu hediyeler, ölünün sağ iken kullandığı eşyalardan oluşmaktadır. Eşyalardan ilki, iskeletin özellikle göğüs ve karın bölgesinde dağılmış olarak ele geçen altın suyuna batırılmış kil bon­cuklardan ve tunç yapraklardan oluşan bir diademdir. Bu diadem, cenazenin defni sırasında ölünün göğsüne bırakıl­mış olmalıdır. Aynı klineden ele geçen diğer buluntular arasında ölünün sol bacağının yanına bırakılan bir kısa kılıç ve sol el parmakları arasından ele geçen bir unguentarium kabı yer almaktadır.

 

Buluntular arasında dikkat çeken bir detay, unguentariumun üzerinde yer yer iplik parçacıklarının korunmasıdır. Bu şekilde unguentariumun mezara bir file içinde bırakıldığı anlaşılmıştır. Daldırma firnisli bu unguentari­um form açısından MÖ 3. yüzyılın ortalarına tarihlendirilmektedir. Eski Çağ Anadolu mezar mimarisinde yaygın biçimde görülen kaya mezar­ları, Daskyleion için yeni bir keşiftir. Bu keşif, mezarlardan ikincisinin el değmeden günümüze kadar ulaşması ve beraberinde getirdiği farklı bulgular ile taçlanmıştır. Öte yandan bu yeni bulgular, çözülmesi gereken soruları da beraberinde getirmektedir. Bu sorula­rın başında, mezarların “kim” için ve “kimler” tarafından inşa edildiği gelir. Öte yandan sunu masalarından her­hangi bir buluntu ele geçmezken ikinci mezarda yer alan diğer klinenin neden kullanılmadığı sır perdesini korumak­tadır. Daskyleion kaya mezarlarından ele geçen küçük buluntular ve iskelet üzerinde yürütülen bilimsel çalışmalar tamamlandığında sorular aydınlanma­ya başlayacaktır.

 

Kaan İREN, Makbule KARADAĞ, Özgün KASAR