ÇATALHÖYÜK

Konya Ovası’nın güneybatısında konumlanan Çatalhöyük Neolitik Döneme tarihlenen Doğu Höyük ve Erken Kalkolitik Döneme tarihlenen Batı Höyük olmak üzere iki höyükten oluşmaktadır.

Neolitik’te yerleşilmiş olan Doğu Höyük, Çarşamba Çayı’nın alüvyon yelpazesinin Konya Ovası’nın kalkerli düzlüklerine uzandığı bir coğrafya üzerinde yer alan küçük ölçekli Çanak Çömleksiz Neolitik yerleşmelerinden biri olarak ortaya çıkmıştır. Doğu Höyük’te ilk yerleşim MÖ 7100 civarında başlar. Çatalhöyük’ün kurucuları, bu bölgede MÖ 9. binyıldan beri yaşayan yerel Epi-paleolitik grupların kültürel soyundandır. Uzun bir süredir devam eden yerel geleneğe bağlılık, obsidyen ve çakmaktaşı gibi stratejik hammaddelerin sistematik olarak tedarik edilmesi ve elverişli yerel koşullar gibi unsurların tümü bu yeni kurulmuş yerleşmenin başarısına katkıda bulunmuştur. Yerleşme, Bereketli Hilal’de meydana gelen, koyun ve keçinin evcilleştirilmesi, çanak çömleğin ortaya çıkışı ile mitler ve sembolizm gibi organize sistemlerin ortaya çıkışı gibi gelişmeleri de benimseyerek, daha da güçlenmiştir.

 

Yerleşmenin ilk iskan edildiği yüzyıla ait bulgular, yerleşmenin yalnızca kenar bölgelerinde ortaya çıkan, günlük yaşama ait bazı atık birikintileri ile temsil edildiğinden, yerleşmenin bu döneme ait özellikleri tam olarak bilinmemektedir. Bu süreci takip eden, MÖ 7000 ila 6500 civarı arasındaki 500 yıllık süreçte ise, Çatalhöyük’te daha önceden görüşmemiş bir gelişim ve büyüme süreci gözlenir. Bu süreçte yerleşme, olasılıkla binlerce kişi tarafından iskan edilen büyük bir mega kent haline gelmiştir. Bu dönemde yerleşmenin geçim stratejisine baktığımızda, evcil bitki ve hayvanların, özellikle de koyun ve keçinin öneminin arttığını görürüz. Sığır ise bu dönemde morfolojik olarak henüz hala yabani olup, evcil sığır bölgeye MÖ 7. binyıl ortalarında bölge dışından gelmiştir. Sosyal amaçlı ritüellerden biri yaban öküzü de dahil olmak üzere çeşitli yabani hayvanları avlamak, öldürmek ve bu hayvanların tüketildiği şölenler düzenlemekti. Çatalhöyük bu dönemde güçlü bir bölgesel konuma sahip, demografik potansiyeli yüksek, hızlı büyüyen bir kültürel topluluk halini almıştır.

 

Çatalhöyük’te evler birbirine bitişik olarak inşa edilmiş kümeler halindedir. Evlere giriş çatıdan sağlanır. Evlerin güney kısımları evsel işleve sahip olup bu kısımlarda depolama ve üretim aktiviteleri için ayrılmış alanlar yer alır. Mutfaklardaki ocaklar, fırınlar ve kil toplar yemek pişirmek için kullanılmıştır. Fırınlarda ısıtılarak, yemek pişirmek için kullanılan kil toplardan oluşan bu erken pişirme sistemi daha sonra yavaş yavaş terk edilerek pişirmeye dayanıklı çanak çömlek kaplar kullanılmaya başlamıştır. Evlerin kuzey kısımları törensel bir karaktere sahiptir; bu kısımlarda taban veya platformlar altına ölüler gömülür. Mimari kabartmalar, duvar resimleri ve enstalasyonlar gibi öğeler ile gömütler içerisine yerleştirilen ölü hediyelerinin çeşitliliği ve sayısındaki artış gibi karmaşık sembolik sistemlere işaret eden olgular yerleşmenin gelişim sürecine eşlik eder. İkonografi yabani hayvan imgelerine odaklanmaktadır. En sık tasvir edilen hayvan boğa olmakla birlikte, ayı, leopar ve akbaba da sıklıkla betimlenmiş hayvanlar arasındadır. Evlerin duvarlarında yer alan enstalasyonlar arasındaki en göze çarpan öğe bukranium yani boğa boynuzlarıdır. Zaman içinde evlerin içindeki gömütlerin, duvarlardaki kabartmaların ve boynuz, kafatası gibi hayvan parçaları içeren enstalasyonların sayısında ve yapıların yoğunluğunda radikal bir artış gözlenir.

 

Yazı: Arkadiusz MARCINIAK 

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 69. sayısından ulaşabilirsiniz.