BİR YERYÜZÜ CENNETİ: KEKOVA

Bu bölge tüm Likya’da en yoğun yerleşimlere, özellikle sahil ve ada yerleşimlerine sahne olmasıyla özel bir yer edinir. Kekova Denizi topoğrafik bir varsıllık sunmuştur eski ve yeni Demre’ye. Bu varsıllık Akdeniz’in deniz ticaret yollarının buluştuğu limanlar ve sığınaklardan kaynaklanmıştır. Düzenler değişmiş, yönetimler değişmiş ve hatta dinler değişmiş ama Kekova’nın ayrıcalıklı cazibesi değişmemiştir.

Denize sahili olan pek çok yerleşim arasında ulaşım karasal yol bağlantılarıyla birlikte ulaşım deniz yoluyla da sağlanmaktaydı. Roma Dönemiyle gelişen denizcilik ve ticaret nedeniyle de bu tür yerleşimler dağlardakine oranla çok daha fazla gelişmişlerdir. Kıymetli kereste başta olmak üzere yayla ve dağlardan gelen mallar vadi boylarından Andriake’ye ve diğer limanlar aracılığıyla gidecekleri yerlere taşınıyordu. Özellikle MÖ 2. yüzyıl sonrasında Likyalı yerel tüccarların gelirleri çok artmış, bu refah kentlere de imar olarak yansımıştı. Roma Döneminde çoğalan euergetesler Likya’nın hem ekonomik hem de siyasal yapısında büyük rol oynamışlardır. Elit ya da burjuva oligarşisi olan yerel düzen, Roma’ya yaranma ve iktidardan pay alma yarışına dönüşmüş ve bundan en başta merkezi iktidar ve kentler olmak üzere halk da sebeplenmiştir.

 

Kent birlikleri içinde -sympoliteia- Theimiussa, Myra grubundaki Trebendai, Tyberissos ile birlikte anılmaktadır. Bu bölgedeki diğer birlik, Aperlai- Simena-Apollonia-İsinda’dır. Bölgedeki kentlerin çoğu, değişik statülerde Likya Birliği’nin üyesidir. Orta Likya’nın siyasi ve ekonomik odağını Myra ve Kyaneai kentleri oluşturur.

 

Likya Birliği öncesindeki Klasik Çağ –destan çağı-, Likya’nın sadece bölge adı değil, kültürün ve sanatın da adı olduğu dönemdir. MÖ 5.-4. yüzyılda en az 30 Likya hanedanı isimleri ve aralarındaki zorlu mücadelelerle bilinmektedir. Myra, Limyra ve batısındaki Kyaneai 3 büyük rakiptir. Bu “komşuluk rekabetinden” hem bölgesel bir güç doğmuş hem de mücadele zorluğu artmıştır. Dağlar Kyaneai’ye, vadi ve ovalar ve de Akdeniz bu bölgede daha çok Myra’ya kalmıştır. Kyaenai denize açılımını Teimiussa aracılığıyla gerçekleştirmiştir. Klasik Çağda Orta Likya’nın zenginlikleri Myra, Limyra ve Kyaenai tarafından paylaşılmıştır. Hellenistik ve Roma dönemlerinde düzen değişmiş olsa da bu üçlü büyüklüğünü korumuştur. Bizans Döneminde ise iktidar ve cazibe merkezi, özellikle Hristiyanlıkla birlikte Myra olmuştur.

 

İster denizden kıvrılarak mavi dalgaların üstünden, ister dağlardan aşarak inersiniz Üçağız’a. Theimiussa ve Simena’nın birbirlerine nispet yaparcasına gerdanlığa dizilişlerinde seçimsiz kalırsınız. Hangisi daha güzel bilemezsiniz. Bugünün, dünün ve önceki günlerin egzotik birlikteliğiyle sarmallanmış Akdeniz mavisinden peydahlanan binlerce ışık kırılması büyüler sizi. Dünyanın en olağandışı resmiyle baş başa olduğunuzu bile unutur; şaşar kalırsınız hangi köşeye kırsam dümeni diye. Yarısı su üstünde, yarısı su içinde kalmış kaya işçilikleri, jeolojik bir Dalmaçya tipi kıyı bulmacasıyla baştan çıkarır sizi. Anlaşılmaz ki kent mi battı su mu yükseldi?

 

Simena – Kale

 

Aperlai Birliği’nin 4. üyesidir Simena. Adının geçtiği ilk kaynak Plinius’tur. Stadiasmus Patarensis’te Somena olarak anılır. Kentin adı burada bulunan yazıtlar yardımıyla öğrenilmiştir. Yeni adı Kale’dir. Umar “kutsal ana ülkesi” anlamındaki Luvice sözcüklerden türediğini öne sürer. Kekova bölgesinde öz bağımsızlığını ilk kazanıp Theimiussa ve Kekova Adası’na da ilk egemen olan kenttir.

 

Theimiussa – Tristomon – Üçağız

 

Simena’nın 1 kilometre güneybatısındadır. Rumcada Tristomo’ya evrilen Theimiussa, hem dün hem bugün olağanüstü, büyüleyici bir sahil yerleşimidir. Kekova Adası’nın siperlediği ölü denizden üç ağızla açık denize çıkılır. Bu nedenle her dönemde “Üçağız” anlamında adlandırılmıştır.

 

Dolichiste - Kekova Adası

 

Kekova, tüm adanın ve çevresindeki yerleşimlerin genel ismine dönüşmüştür. Adının anlamının olasılıkla ‘hayvan barınağı’ olduğu yazılır. Ancak, kekliklerin yaşadığı bir ada olması nedeniyle, kekliklerin çıkardığı doğal sese –keklik ötüşüne- benzer hatta aynısı olan bir isim olduğu daha akla yakındır. Nitekim coğrafyacı Meletios, “Myra’dan bir koloninin bu adaya göç ettiği ve kekliklerin ötüşü nedeniyle bu adı verdiklerini” belirtir.

 

Yazı: Nevzat ÇEVİK

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 56. sayısında bulabilirsiniz.