BARCIN HÖYÜK

Son 30 yılda Bursa ilinde yapılan araştırmalar sayesinde, tarımın ve yerleşik yaşam biçimlerinin ilk yayılımına dair mevcut bilgimiz zenginleşmiştir. İznik ve Yenişehir çevresinde, Ilıpınar, Menteşe ve Barcın Höyük olmak üzere uzun süreli üç ardıl kazı projesi gerçekleşmiştir. Sözü geçen kazılarda yapılan tespitler, Bursa’nın batısındaki Aktopraklık Höyük’te devam eden çalışma ile birlikte, MÖ 7. ve 6. binyıldaki gelişmeleri bölgesel anlamda anlamamıza olanak sağlamıştır. Barcın Höyük’teki kazılar, 2005 ile 2015 yılları arasında gerçekleştirilmiş olup, son iki yıldır da buluntuların analizi ve yayın çalışmaları devam etmektedir.

Barcın Höyük’ün İlk Çiftçileri

 

Bursa’nın doğusunda yer alan Yenişehir Ovası’ndaki Barcın Höyük, MÖ 6600- 6000 yılları arasında iskân görmüştür. Yerleşim, Marmara Bölgesi’ndeki yerleşik tarım köylerinin en erken evresini temsil etmektedir. Özellikle en erken tabakalarda (MÖ 6600-6400) saptanan veriler, kontekst verileri sağlam olan başka bir yerleşimde henüz tespit edilmemiştir. Barcın Höyük’ün ilk sakinleri, ovadaki sığ bir gölün ya da bataklık alanının kuzey kenarında, alçak bir doğal yükselti üzerinde küçük bir yerleşim kurmuştur.

 

Arazi, kuzeyde Yenişehir Ovası’nı çevreleyen ve o dönemde olasılıkla yoğun bir bitki örtüsü ile kaplı olan tepelere kadar hafif bir meyille yükselmektedir. Barcın Höyük’te yerleşim, ahşap ve çamurdan inşa edilmiş dikdörtgen yapılardan oluşmaktadır. Söz konusu yapılar, kısa duvarları ortak olmak üzere bir sıra halinde inşa edilmiştir. Yaklaşık olarak MÖ 6500-6400’e tarihlenen evrede, nispeten küçük ve büyük yapılar birbiri ardına yerleştirilmiştir. Büyük olan yapıların güneydoğu köşelerinde fırınlar bulunur; küçük yapıların ise ahşap ve çamur bir iskelet üzerinde yükseltilmiş tabanları vardır. Bütün yapıların güneyinde, geniş bir açık mekâna erişim sağlayan kapı girişleri yer almaktadır. Olasılıkla çevresindeki evler tarafından ortak kullanılan söz konusu avlu mekânı, uzun süre işlev görmüştür.

 

Avlunun çeşitli bölümleri, düzenli olarak yenilenen çakıl döşemelerle kaplanmıştır. Dış mekân faaliyetlerinin bu alanda gerçekleştirildiği, meydana çıkarılan çeşitli buluntulardan anlaşılmaktadır. Örneğin, avluda tespit edilen küçük ocak ve ateş çukurları yemek pişirmeyle ilişkili olabilir. Avlu, aynı zamanda mahallenin yetişkinlerinin gömüldüğü yer olarak da öne çıkmaktadır. Ölüler, basit çukur mezarlara, arkeologlar tarafından “hoker” olarak tanımlanan cenin pozisyonunda yerleştirilmiştir. Bazen mezarlara kemikten yapılmış kaşıklar ve başka nesneler ölü hediyesi olarak bırakılmıştır. Yetişkin mezarlarından birinde diğerlerinden farklı olarak mermer bir kap da bulunmuştur.

 

 Neolitik yerleşimin tüm evreleri zengin bir kemik alet endüstrisi barındırmaktadır. Yerleşimin geç evrelerinde Fikirtepe malları olarak tanımlanan çanak çömlek geleneğini andıran seramikler bulunmaktadır. Bunların yanı sıra günlük yaşamın vazgeçilmez gereçlerinden yassı taş baltalar, öğütme taşları ve diğer taş aletler iskân süresince belli bir oranda kullanılmıştır. Ayrıca çok yaygın olmamakla birlikte insan figürinleri de bulunmuştur. Kişisel süs eşyaları arasında yer alan turkuaz renkli boncuklar geç evrelerin dikkat çekici bir öğesidir.

 

Araştırma ekibindeki arkeobotanikçiler ve zooarkeologlar, Barcın Höyük sakinlerinin yerleşimin ilk iskânından itibaren tarım ve hayvancılıkla geçindiğini tespit etmiştir. Başlıca tarım ürünleri tahıllar ve baklagiller, başlıca evcil hayvanlar ise sığır gibi büyükbaş, koyun ve keçi gibi küçükbaşlardır. Domuz evcil olmamakla birlikte, geyik, tavşan ve kuş gibi yabani türlerle beraber avlanmıştır. Hayvan kemiği analizleri, avlanan bu hayvanların beslenmenin önemli bir bileşeninden ziyade küçük bir kısmını oluşturduklarını göstermektedir.

 

Marmara Bölgesi’nde yerleşik hayata ilk geçiş çiftçi topluluklarla başlasa da söz konusu yaşam tarzı MÖ 7. binyılda henüz daha yeni filizlenen bir gelişme sayılmalıdır. Çiftçiliğin Marmara Bölgesi’nin ovalarına ve kıyılarına yayılması bu gelişimin bir örneğidir. Bu bölgede çiftçilik, tarım ve hayvancılığın binyıldan fazla bir süredir hâkim geçim kaynağı olduğu İç Anadolu’dan daha ılıman iklim koşullarına uyum sağlamak zorunda kalmıştır. Aşağıda Barcın Höyük’te ilk evrelerden beri takip edilebilen ve Neolitik yaşam tarzına geçişle günümüzün vazgeçilmez öğeleri haline gelen gelişmelerden birkaçı özet şekilde kaleme alınmaktadır. Barcın Höyük’ün ilk çiftçileri neredeyse hiç seramik kullanmamıştır. En alt evrede ortaya çıkarılan çok az miktardaki çanak çömlek parçası, ilk yerleşimcilerin çanak çömlek yapmak için gerekli malzemeye ve teknik beceriye sahip olmasına karşın, seramik kapları günlük işlerinde kullanmadıklarını gösterir. Dolayısıyla bu süreçte yemek pişirme, farklı kaplar ve teknikler kullanılarak yapılmış olmalıdır. En erken evrede bulunan çok sayıda yumruk büyüklüğündeki ateşe maruz kalarak çatlamış taşların pişirme amacıyla kullanıldığı düşünülmektedir. Bu taşlar, ateşte ısıtıldıktan sonra yiyecek ya da sıvılarla temas ettirilerek dolaylı olarak yemeklerin haşlanmaları sağlanmaktaydı. Bu pişirme tekniği, etnografik olarak da iyi bilinmektedir.

 

Çanak çömlek üretimi, MÖ 6500 öncesine uzanan evrenin sonunda artar ve MÖ 6500-6400’lerde oldukça yaygın hale gelir. Çanak çömleğin kullanıma alınmasının pişirme tekniklerindeki değişimle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Seramik kapların diplerinde ateşin üzerinde kullanılmış olduklarına dair izler görülmektedir. Aynı zamanda kapların ince cidarlı ve ısıya dayanıklı şekilde üretilmesine başlanmıştır. Ayrıca, buluntulara bakıldığında çanak çömlekteki artış ile ateşte maruz kalmış taşların ortadan kayboluşu arasında ters orantı görülmektedir.

 

Doğrudan ateş üzerine yerleştirilen çanak çömlek bir kabın içinde pişirme yöntemi, dolaylı olarak ateşe maruz kalmış taşlarla pişirme ile kıyaslandığında birçok avantaj sağlamaktadır. Çömlek içinde piştiğinde hem ateşin sıcaklığı daha iyi kontrol edilebilmekte hem de yiyecekler yavaş yavaş haşlanabilmektedir. Bazı besin maddeleri ancak uzun süre ısındıktan sonra sindirilebildiğinden ve besleyici hale gelebildiğinden bu durum önem arz etmektedir. Günümüzde ocak üzerinde (metal) bir tencerede yemek pişirme tekniğinin özünde Neolitik Dönemde geliştirilen yöntemler yatmaktadır.

 

Yazı: Fokke GERRITSEN

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 57. sayısında bulabilirsiniz.