ASPENDOS TİYATROSU VE RESTORASYON TARTIŞMALARI

Aspendos Tiyatrosu, iki bin yıla yakın geçmişi ve yaşadıgı değişimlerle birlikte mimari bütünlügünü büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşmış, antik dünyanın en görkemli anıtlarındandır.

Geçtiğimiz  haftalarda,  Aspendos  Tiyatrosu restorasyonda kullanılan beyaz renkli taş için öne sürülen ‘mutfak mermeri’ eleştirisi büyük tepkiye yol açtı. Aspendos tiyatrosu restorasyonundan sorumlu yetkililer ise iddialara ilişkin; kullanılan malzemenin analizler sonucunda seçildiği ve antik dönemde kullanılan taşa uygun bir malzeme olduğu, renginin ise zaman içerisinde çevresel dış faktörler ile birlikte değişeceği yönünde yanıt verdi. Prof. Dr. Bekir Eskici, Prof. Dr. Bilal Söğüt Prof. Dr. Nevzat Çevik, Doç. Dr. Veli Köse ve Restoratörkon- servatör Uğur Alanyurt bizim için genel restorasyon çalışmalarını ve Aspendos Tiyatrosu tartışmalarını değerlendirdi.

Aspendos   Tiyatrosu   restorasyonunun proje sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?

BS: Aspendos Tiyatrosu’nun restorasyon sürecinde, ulusal ve uluslararası yasa, yönetmelik ve ilke kararları doğrultusunda yapılması gerekenlerin tamamı yapılmıştır. Gerekli olan her durumda kurul üyeleri tarafından yerinde incelemeler yapılıp, analiz rapor- ları kontrol edilmiş, değerlendirmelerin ardından karar oluşturulmuştur. Bunların ötesinde, önce örnek bir uygulama yapılması istenmiştir. Sonuçta kültür varlığının korunması sürecinde, tüm gereklilikler yerine getirildikten sonra kararlar oluşturulmuş ve bunlar takip edilmiştir.

Aspendos  Tiyatrosu  restorasyonu  ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

BE: Aspendos Tiyatrosu, iki bin yıla yakın geçmişi ve yaşadığı değişimlerle birlikte mimari bütünlüğünü büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşmış, antik dünyanın en görkemli anıtlarındandır. Anıtın  geçmişten  gelen  bilgi  bütünlüğünün korunması ve yaşatılmasının sağlanması için restore edilmesi kaçınılmazdır. Anıt üzerinde gerçekleştirilen bu restorasyon müdahalelerine ilişkin medyaya da mal olmuş tartışmaları doğru zemine oturtmak için konuyu iki açıdan ele almak gerekir: Birincisi teknik boyut, diğeri ise estetik boyut.

Teknik  boyut,  anıtta  çeşitli  nedenlerle hasar görmüş, yıpranmış, eksilmiş alanlarda yapılan sağlamlaştırma ve bütünlemeye ilişkin işlemleri kapsar. Burada, teknik ve işlevsel nedenlerle bazı mimari elemanlarda ve özellikle de oturma sıralarında eksilmiş elemanların geleneksel yöntemlerle tamamlanması yoluna gidilmiştir. Eksilmiş, yok olmuş oturma sıraları, geçmişte çoğu antik ya- pıda görüldüğü gibi çimento ya da özel harç karışımlarından oluşan imitasyon özellikler göstermesi ve eski ile yeninin ayırt edilebilir olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında uygulamada teknik bir sorun görünmüyor.

Estetik boyut ise daha çok yapılan müdahalelerdeki renk, biçim ve doku bütün- lüğünün sağlanmasını, yani eski ile yeni kısımlardaki görsel uyumu içermektedir. Bu bir yapıda restorasyonun makul ölçülerde anlaşılır olmasını, ancak aşırı derecede öne çıkmamasını, dikkati kendine çekmemesini gerekli kılmaktadır. Bu açıdan baktığımızda Aspendos’taki tartışmalara yol açan sorunun teknik olmaktan çok, estetik olduğu kanısındayım. Çünkü bir tarafta yıpranmış, yüzeyleri zamanla iyice koyulaşmış kirli özgün taşlar ile bunların yanında ocaktan yeni getirilmiş temiz ve oldukça açık renkte onarım taşları söz konusudur. Yani, eski ile yeni arasındaki aşırı zıtlıktan kaynaklanan görsel uyumsuzluk nede- niyle restorasyonun bağırarak kendini gösterdiği, fazlaca öne çıktığı bir durum oluşmuştur.  Bu taşların yıllar sonra kirlenip renk değiştirecek olması günü kurtarmamakta, bugün için izleyiciye itici gelmekte, rahatsızlık vermektedir. Eski taşların kısmen temizlenmesi, yenilerin de kısmen eskitilmesi veya kirletilmesi yoluyla bu tür sorunların yine anlaşılır bir farklılık oluşturmak kaydıyla çözülmesi mümkün olabilmektedir. Onarım taşlarının üzerine günümüzün damgasını vuracak bir tarih veya işaret düşmek de ayrıca bir çözüm olarak düşünülebilir.

Konservasyon ile restorasyon arasındaki farktan kısaca söz edebilir misiniz?

Yenileme, yeni güç aşılama gibi strüktürel, teknik ve biçimsel müdahalelere; “konservasyon”  ise  bakım  ve  onarımı da içine alan her türlü önlem ve koruyucu müdahalelere denir. Aktif  (etkin) konservasyon ve pasif  (önleyici) konservasyon kavramlarının kullanımı da yaygındır. Aktif konservasyon, restorasyon aşamalarını, pasif konservasyon ise zaman içinde oluşabilecek bozulmalara karşı alınan önlemleri kapsar.

Doğru restorasyon nasıl olmalıdır?

BS: Bu konuda ülke olarak altında bizim de imzamızın olduğu uluslararası tüzükler genel kuralları belirlemiştir. Uluslararası tüzükler ve ulusal zorunluluklar dikkate alındığında öncelikle tüm yapıların mevcut durumu korumaya alınmalıdır. Bir diğer ifadeyle önce konservasyon uygulanmalıdır. Çünkü ister kazıda bulunmuş, isterse açıkta olan bir yapı olsun kesinlikle mevcut durumu korumaya alınmaz ise tahrip olacağı açıktır.

BE: Restorasyon bugünkü kavramsal içeriği ile basit bir tamir etkinliği değil, çeşitli  uzmanlık  alanlarından  yararlanan bilimsel bir disiplindir. Amacı, kültür varlıgının estetk ve tarihi degerini korumak ve ortaya çıkarmaktır. Bizden önce yaratılmış bir anıtın kosullarına sadık kalmak, en az müdahale ile en iyi korumayı saglamak çagdas koruma düsüncesnn geregidr.

Ropörtaj: Deniz Genceolu