ANADOLU VE DOĞU AKDENİZ´DE GEÇMİŞTEKİ HIZLI İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİ

İklim Değişikliklerinin Geçmiş İnsan Topluluklarına Etkisi

Son otuz yıldan beri, iklim değişikliği, sosyal davranışlar ve “toplumsal krizler” arasındaki ilişkilerin doğası, içeriği ve süreçleri hakkındaki sorular, disiplinler arası birçok araştırma projesi ve makalenin konusu olmuştur. İklim değişikliği ile geçmişteki önemli sosyo-kültürel değişiklikler arasındaki ilişkinin kanıtlarının yanı sıra, bu sosyo-kültürel değişiklikler üzerinde iklim değişikliğinin nasıl bir etkisi olduğu konusu, bugün arkeologlar, coğrafyacılar, paleoklimatologlar ve halk arasında çokça tartışılan bir konudur. Bu konu üzerine çalışan bilim insanları bugün, çeşitli iklimsel verilerden yararlanmaktadır:

 

• Zaman içerisindeki hava sıcaklıklarını kaydeden kutup buz karotları ile onların içerisine hapsolmuş hava kaynaklı tozlar, havadaki kimyasallar, vs.;

 

• Kuzey Atlantik, Akdeniz, Ege Denizi vs. gibi denizlerden alınan ve deniz sedimanlarındaki ısı, toz, kimyasallar ve jeokimyasallar ile buzulların erime sinyallerini kaydeden dip karot örnekleri;

 

• Isı, nem, kuruma gerilimi ve kuraklıkları, vs. gibi verileri kaydeden ve aynı zamanda fauna ve flora rekonstrüksiyonları bazında incelenen sulak (buzullar, göller, bataklıklar, turba bataklığı) ve karasal (nehir vadileri, toprak, lös, mağara çökelleri, travertenler) alanlardan alınan dip karot örnekleri ve kesitleri; Arkeolojik kontekstlerde, yerleşim ile ilgili faaliyetlerde ilgili bölge ölçeğinde biyolojik iklim kayıtları/proxy kayıtları ve sedimanlar benzer sonuçlar verir. Bunun aksine, buzullardan ve denizel ortamlardan alınan dip karot örnekleri yalnızca küresel ölçekte (dünya çapında veya dünyadaki geniş bölgelerde) veri sağlarken; karasal ortamlardan alınan dip karot örnekleri, hem küresel hem bölgesel hem de yerel ölçekte veri sağlayabilmektedir. Bu yüzden geçmiş iklimler ve insan toplumları arasındaki ilişkilerin araştırılması için birincil öneme sahiptirler.

 

Referans İklim Eğrileri

 

Buzullardan ve denizel ortamlardan alınan dip karot örneklerindeki δ18O eğrileri (=18O ve 16O izotopları arasındaki oran), küresel sıcaklıklara referanstır. Bu nedenle, δ18O oranı sık sık bir “termometre” olarak kullanılmaktadır. Elde edilen eğriler, Holosen Dönem sırasında, dünya ikliminin, 10 yıllık, 100 yıllık ve birkaç yüzyıllık zaman ölçeğinde birçok önemli anomali (ani ısı yükseliş ve/veya düşüş dönemleri) döneminden geçtiğini göstermektedir. Bu iklimsel değişikliklerin kesin nedenleri ve süreçleri henüz tam olarak anlaşılmamıştır ancak yapılan modellemeler yörüngesel faktörler, kutup buzullarındaki albedo (güneş ışınlarının buzun beyaz yüzeyinden yansıtılan yüzdesi) oranı, güneş aktivitesinin azalması/ yükselmesi, okyanus akıntıları, yanardağ patlamaları gibi birçok faktörün birleşimine işaret eder. İklim “anomalileri”nin insan toplulukları üzerindeki olası etkilerini inceleyen en önemli kaynak, Bond et al. (1997, 2001) tarafından yayınlanmıştır. Bu kaynağın dayandığı proxy verileri, son 12.000 yıl boyunca deniz dibindeki tortuların içerisinde kıta kaynaklı kum tanecik oluşumları ile ilgilidir. Denizel çökellerdeki bu ince kumların rölatif miktarı (%), sıcak/soğuk dönemlerde Kuzey Kutbu’ndaki buzullardan ne kadar erime suyun Atlantik’e aktığını kaydeder. Elde edilen sıcak/soğuk “Bond döngüleri”, buz kayıtları gibi, güneşin hareket döngüleri ile paralel ilişkilidir. Şekil 1, 2 ve 3’teki üç küresel eğri, Holosen Dönemdeki iklim değişikliklerini gösterir. Bunlar arasından aşırı soğuk 8.2 ka iklim olayı (günümüzden 8.200 yıl önce meydana gelen iklim olayı) dışında diğer hızlı iklim değişiklikleri net bir şekilde uyuşmamaktadır. Bunun yanı sıra “Bond döngüleri”, ne zamanlamaları bakımından ne de anomalilerin sürdüğü birkaç yüzyıllık süre boyunca meydana gelen soğuk/sıcak değişimlerin sayıları bakımından birbirine benzemez. Birbirini izleyen anomaliler süresince ani yükselen ısı, doruk noktasına ulaşır (yani en sıcak dönemine “Bond olayı” denilen). Bu olaylar bugün yaygın olarak, kuzey yarımküredeki bölgelerde aynı anda meydana gelen bir kuraklık sinyali ile veya bir zaman boşluğu ile eşleştikleri anda referans veri olarak kullanılabilirler.

 

Yazı: Catherine Kuzucuoğlu

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 68. sayısından ulaşabilirsiniz.