DERGİ EDİTÖRDEN HİKAYELER GÜNCEL DUYURULAR TAHRİBAT KÜLTÜREL MİRAS VIDEO FOTOĞRAF ARKEOLOJİ

TARİH VAKFI PERŞEMBE KONUŞMALARI  

Geçmiş, çok uzun kendi içinde sebep sonuç ilişkileri olan bir zaman dilimini kapsar; bunu bastırıp tek düzeye indirdiğiniz zaman, içinde kanıtlanmak istenen her türlü görüşü destekleyecek malzeme seçilerek toplanabilir.
 
 

Perşembe Konuşmaları-6 (2012-2013)
13 Aralık 2012
Mehmet Özdoğan, (İstanbul Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü, Prehistorya Anabilim Dalı)


ARKEOLOJİNİN ÇAĞDAŞ DÜŞÜNCE SİSTEMİ İÇİNDEKİ YERİ VE SİYASİ BİR ARAÇ OLARAK ARKEOLOJİ

Arkeoloji geçmiş dönemleri, ortaya çıkardığı kalıntılarla somut verilere dayanarak tanımlayan bir bilim dalıdır. Bunu yaparken geçmişe sorular yöneltir ve bu soruları somut kanıtlarla yanıtlamaya çalışır. Geçmiş, günümüz kadar renklidir, çeşitlilik içerir; dolayısıyla alınacak yanıt da sorulan soruya göre değişir. Diğer bütün sosyal bilim alanlarında olduğu gibi arkeoloğun da sorduğu sorular, çağının düşünce sisteminin yansımalarıdır. Ancak geçmiş yaşanmıştır, bitmiştir ve değiştirilemez; yalnızca sorduğumuz soruya göre tanımladığımız tablo değişir. Bu nedenle arkeoloji bir zaman laboratuvarı gibidir; günümüzde geliştirilen her türlü görüş ve kuramın geçmişe taşınması için de bir araç olarak kullanılmaktadır.

Geçmiş, çok uzun kendi içinde sebep sonuç ilişkileri olan bir zaman dilimini kapsar; bunu bastırıp tek düzeye indirdiğiniz zaman, içinde kanıtlanmak istenen her türlü görüşü destekleyecek malzeme seçilerek toplanabilir. Bu nedenle dünyanın her yerinde arkeoloji, ulus bilinci, etnik ya da dinsel kimlik, bir kültürün ya da bölgenin sahiplenilmesi gibi konularda araç olarak kullanılmıştır.

Ülkemize arkeoloji, Batılılaşma süreci içinde ithal bir kavram olarak gelmiştir. Batılılaşmanın bir göstergesi olarak alındığından, politik bir araç olarak kullanılabilirliği uzun süre gündeme gelmemiş ve bu nedenle yakın zamanlara kadar Türk-İslam dönemi arkeoloji kapsamı dışında bırakılmıştır. Dolayısıyla Türkiye’de arkeolojinin politik araç olarak kullanımında, dünyanın diğer yerlerindeki ulus, etnik ya da dini kimlik yerine toprağa bağlı “Anatolizm” kavramının ön plana çıktığı söylenebilir. Her ne kadar etnik ya da dinsel kaygılara yönelik söylemler her zaman gündeme gelmişse de, arkeolojinin düşünsel temelleri tam olarak anlaşılmadığından bunlar daha çok tarih bilimi ve hatta söylenceler düzeyinde kalmıştır. Bu bağlamda Türk arkeolojisinin, Türkiye’nin de farkında olmadığı, dünyadaki diğer ulusal arkeolojilerden farklı bir yapılanması olduğu açıktır. Konuşmada arkeolojinin politik olarak kullanımı ve Türk arkeolojisinin bu bağlamdaki yeri üzerinde durulacaktır.

   
TÜRKİYE’NİN ARKEOLOJİ DERGİSİ
DERGİ EDİTÖRDEN HİKAYELER GÜNCEL DUYURULAR TAHRİBAT KÜLTÜREL MİRAS VIDEO FOTOĞRAF